konusma

Konuşma Geçikmesi

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir.

Aylara göre konuşmanın normal gelişimi:

 

2. ay mırıldanma, yabancılara gülücük sese yönelme

3. anlamlı olmayan sesler çıkarma

4. ay gülme

6.ay sesli harfleri tekrar etme

9.ay sessiz harfleri tekrar eder

12.ay tek kelimeleri söyler

15.ay eliyle gösterip anne baba dışında kelimeleri söyler

18.ay 10 kelimeye kadar söyler

21.ay iki kelimeli cümleler

24.ay ihtiyaçlarını anlatacak kadar en fazla 3 kelimeli cümleler kurar

30.ay kendini ben diye tanımlar ve adını bilir

36.ay sayıları bilir konuşmaları anlaşılır olur

4 yaş olayları hikâyelendirir

 

KONUŞMA GERİLİĞİ SEBEPLERİ

 

Anatomik sebepler

Beyin hasarı

Anne karnında geçirilen enfeksiyonlar

Mikrosefali ( baş çevresi küçüklüğü )

Yarık damak

 

Enfeksiyonlar

Menenjit

Tekrarlayan orta kulak enfeksiyonu

 

Kimyasal ajanlara maruz kalma

Gebelikte alkol kullanma

Yenidoğan sarılığı

 

Travma

Kafa travması

İntrakaranial kanama

Damar tıkanıklığı ile seyreden hastalıklar

 

Metabolik

Otizim

Noromüsküler gelişim hastalıkları

 

Çevresel

 

En sık görülen nedenleri: zekâ geriliği, işitme kaybı, gelişimsel dil becerileri kaybı, otistik hastalılardır.

KONUŞMA GERİLİĞİNE YAKLAŞIM

 

Konuşma geriliği olan çocuklarda konuşmaları algılanmasında ve sesleri duymasında problem olmadığı tespit edilmelidir. Detaylı bir muayene sonrası başka becerilerinde gecikme olup olmadığı belirlenir. Genetik, metabolik, kas sinir hastalığı açısından araştırılır. Bulunan konuşma geriliğine yönelik tedavi planlanır.

 

KONUŞMA GERİLİĞİNDE KLİNİK İPUÇLARI

  • Çocuğun ilk sözcüğünü, anlamlı sözcüğünü ve anlaşılır konuşması ne zaman söylediği
  • İşitme ve görme problemi varlığı
  • Nörolojik gelişimi normal mi?
  • Çocukta gelişme geriliği varlığı
  • Konuşmasında normalden sapma var mı? ( otizm bulgusu olabilir )
  • Ailesel yoksunluk, ilgisizlik var mı?
  • Ailesel bilinen hastalık varlığı
  • Konvülsiyon hikâyesi varlığı

 

Konuşma geriliğinin tanısını koymada ve hastaya yaklaşımda önemli ipuçlarıdır.

 

MUAYENE BULGULARI

 

Baş çevresinde büyüklük veya küçüklük varlığı

Anormal yüz görünümü varlığı

Şekil bozukluğu olan kulak ve göz varlığı

Kulak zarında bozulma

Sosyal bozukluk içine kapanıklık korku ve tedirginlik hali

Sosyal çevre ile uyumsuzluk, ilgisizlik, kendine has ayrı bir hayatta yaşama

Beslenme bozukluğu ve büyüme gelişme geriliği varlığı

Koordine hareket bozukluğu

Çocukta halsizlik zayıflık çabuk yorulma

Muayene esnasında kontrol ve dikkat edilmesi gereken noktalardır. Şikâyetin tanımlanmasında yardımcı olur.

 

TANISAL TESTLER

 

Davranışsal odyometri

Kranial MRI veya CT

Genetik araştırma

Metabolik tarama testleri

EEG

Odiyometri

Dil beceri tarama testleri

Anne babanın çalıyor olması, çocukları ile yeterli vakit geçirmemeleri, bebekliklerinde onların çıkardığı seslerle yanıt vermeleri veya anlaşılır kelimelerle konuşmaması, çocuklarla kendi dilini konuşamayan yabancı bakıcıların veya konuşma bozukluğu ve ses tonu düşük yaşlıların bakması, çocuklarda konuşma gelişimini etkileyen faktörlerdir.

 

Konuşma diliniz anlaşılır ve normal olmalı. Bebeğinizin dili ile iletişime geçmeyin. Öğretmek istediğiniz kelimeyi bir şarkı içerisinde tekrar ederek ve ona söyletmeye çalışarak söyleyin. Dil kaslarının gelişimi için sulu gıdalardan pürtüklü gıdalara zamanında geçin. Yanak dudak ve ağız kenarındaki kaslara ufak ufak dokunarak kasların gelişimini sağlayın. Kelimeleri anlaması için şekilli skalalar kullanın ve kitap okuyun. 2 yaşına kadar anlamlı tümce kullanmayan ve 3 yaşına kadar konuşması anlaşılamayan hastaların mutlaka altta yatabilecek hastalıklar açısından değerlendirilmesi gerekir.

 

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Çiş Kaçırma

İdrar torbasının kontrolünün olmamasına bağlı gece veya gece gündüz farkında olmadan çocukların çişini kaçırmasına enürezis denir. Genellikle 5 yaş üstü çocuklar için kullanılan bir terimdir. Çocuklarda idrar torbası kontrolü gündüzleri 2 yaşında geceleri 2,5 yaşında kazanılır. Bazı çocuklarda bu süre bir miktar daha uzayabilir. Genel hatları ile çiş kaçırmadan bahsedip sıklıkla geceleri idrar kaçırmadan bahsedeceğiz.

 

Tanımlar

Primer enürezis: Çocuğun idrar torbası kontrolünü o zamana kadar sağlayamamış olması

Sekonder enürezis: Çocuğun yaşına kadar en az 6 ay çiş kaçırmadığı dönemin  bulunması

Noktürnal enürezis: Çocuğun sadece geceleri çiş kaçırması

Diürinal enürezis : Çocuğun gece gündüz çiş kaçırması

 

Çocuklarda sıklıkla gördüğümüz tipi primer noktürnal enürezistir. Yani, bulunduğu yaşa kadar sürekli sadece geceleri çiş kaçırma tipidir.

 

Sebepleri

Primer noktürnal enürezisin ( gece çiş kaçırma ) sebebi tam olarak  bilinmemektedir. Farklı varsayımlar öne sürülmüştür. Genel olarak bu prensipler idrar torbasının fazla dolmasına sebep olacak durumlar ve uykuya dayandırılmıştır. Birçok çalışmada gece idrar kaçırmanın derin uyku ile bağlantısı gösterilirken farklı çalışmalarda idrar torbası kapasitesinin azlığı veya gece idrar tutmayı sağlayan vücutta arka hipofizden salgılanan ADH ismi verilen hormon eksikliğine bağlı olduğu gösterilmiştir.

Gündüz idrar kaçırmanın sebebi idrar torbası kaslarının düzensiz çalışmasına bağlıdır. Genellikle çocuklarda oyuna dalma veya herhangi bir şeye çok fazla konsantre olması sonrası tuvalet ihtiyacını önemsememesi sonrası olur.

Sekonder enürezis ( sonradan çiş kaçırma ) diğer tip idrar kaçırmalara göre sebebi belli ve tedavisi daha kolay bir hastalıktır. Nadir görülür ve  genellikle psikolojik sebeplere bağlıdır.

Anne babasında çiş kaçırma hikayesi olan ailelerin çocuklarında enürezis sıklıkla gözüken bir durumdur dolayısı ile ailesel geçişli bir durum olduğu anlaşılır. Beş yaşındaki çocukların % 20, 7 yaşındaki çocukların %10, 10 yaşındaki çocukların %5’inde primer gece enürezisi mevcut olup erişkinlerin %1’inde devam eder. Primer noktürnal enürezis erkeklerde bayanlara göre iki kat daha sık görülür gündüz idrar kaçırmaları ise bayanlarda daha sıktır. Düşük sosyoekonomik durum eğitim düşüklüğü yakınmaların sıklığını arttıran faktörlerdendir.

Ayırıcı tanı

Bazı hastalıklar ve durumlar idrar kaçırma şikayeti ile karşımıza çıkabilir. Bunlar:

 

  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • Şeker hastalığı
  • Diabetes insipidus ( ADH hormon eksikliğine bağlı böbreklerin sıvı tutamaması )
  • Yapısal böbrek ve idrar torbası hastalığı
  • Vücut orta hat hastalıkları
  • Fazla kafein, çay, kahve alımı
  • Kabızlık
  • Hiperpotasemi, hiperkalsemi ve hiperglisemiye neden olan durumlar

karşımıza idrar kaçırma şikayeti ile çıkabilir.

 

Dikkat edilecek noktalar

Çocuğunuzda

İdrar kaçırma ne zamandan beri olduğu

İdrar kontrolü oldumu, olduysa çocuğunuz ne kadar zaman çişini kaçırmadan kuru kaldı

İşeme şekli ( kendini sıkma, damlatma, ağrılı işeme gibi )

Kaka kaçırma var mı ? ( kaka kaçırma şikayeti eşlik ediyor ise orta hat hastalıkları olabilir )

Daha önce geçirilmiş idrar yolu enfeksiyonu hikayesi var mı?

Davranış ve gelişim problemi varlığı

İlaç kullanımı varlığı ( bazı ilaçlar fazla idrar çıkışına neden olur )

Akşamları fazla sıvı alım varlığı

Stres faktörleri varlığı ( en sık sebep yeni doğan kardeş ve okula gitmedir )

Ailede enürezis varlığı

Uyku problemi varlığı önemli faktörlerdir.

Tetkikler

Tam idrar tahlili

Üriner usg ( pre-post miksiyonel, idrar torbası kapasitesi, anatomik problemler ve

rezidü varlığı için )

Kan şekeri

Kalsiyum düzeyi

Potasyum düzeyi

Spinal MRI ( orta hat defekti düşünülüyor ise )

Ürodinami ( mesane kasılmasını değerlendirme için )

 

Tedavi

Primer noktürnal enürezis için çocuğunuza güven verin ve destekleyin. Asla cezalandırma yöntemine gitmeyin. Almanız gereken bir takım önlemler ve tedbirler var onları uygulayın. Bunlar: akşamları sıvı alımını azaltmak, gece iki kez tuvalete kaldırmak ve kuru kalktığı sabahlarda onu onurlandıracak kendisine güvenini arttıracak bir jestte bulunmak.

Altta yatan idrar kaçırmasına neden olan bir sebep var ise öncelikle bu durumun düzeltilmesi gerekir.

Belli bir süre aldığınız önlemlere rağmen, çocuğun kendi tuttuğu skalalarda idrar kaçırma şikâyeti aynı sıklıkta devam ediyor ise medikal tedaviler verilir.

 

 

 

obezite

Obezite

  • Yağ dokusunun vücut ağırlığına oranla artmasına obezite denir.
  • Kilo artışı yağ dokusu hacmini oluşturan adipositlerin  (yağ dokusu hücresi ) sayı ve hacimlerinin artışı ile alakalıdır.
  • Şişmanlık hipertansiyon, kardiovasküler hastalık, tip 2 şeker hastalığı, kalıcı hasarlı eklem hastalığı gibi hastalıkların ortaya çıkması ve hayat süresinin kısalmasına neden olur.
  • Normal kilo ile şişmanlık ayırımında birçok yöntem kullanılmakla birlikte en sık kullanılan vücut ağırlığının boyuna uyan ideal ağırlığına göre yüzde ifadesidir.
  • Sık kullanılan başka bir indekste body mass indekstir. Kilo / boyun metrekaresi şeklinde hesaplanır.
  • Şişmanlık dünyanın birçok ülkesinde belirgin bir artış göstermektedir. Gelişmiş ve  gelişmekte olan ülkelerde çocukluk döneminde oranları artarak önümüze çıkan önemli problemlerden biridir.

 

Sebepleri:

Yetersiz park ve spor alanları

Apartman yaşamı

Okul ulaşımının servislerle yapılıyor olması

Çocukların evde kalış süresini arttıracak bilgisayar ve TV programları

Fast food beslenme

Doğal besinlerin azalması

Genetiği değiştirilmiş besin maddeleri

 

Etiyoloji :

Tüketilenden daha fazla enerji alınması şişmanlığın nedenidir. Bu şişmanlığa ekzojen obezite denir. Genetik yatkınlık, çevresel faktörler ve psikolojik faktörler sebepleridir. Anne-babası aşırı kilolu olan çocukların obez olma riski % 90, her ikisinden birisinin kilolu olma durumunda obez olma riski % 70’dir. Beslenme kültüründeki değişiklikler, hızlı yenebilir yüksek kalorili besinler yaygınlaşmış ve maliyetinin ucuz olması, yeterli meyve ve sebze tüketiminin olmaması, su yerine yüksek kalorili şekerli içeceklerin tüketilmesi, öğünlerin azaltılıp çak fazla ara öğün şeklinde yemek yenmesi obezite riskini arttırmaktadır. Aile içi problemler, okul başarısızlığı, sosyal çevreye katılamama, arkadaş edinememe ve arkadaş çevresinden uzaklaştırılma çocukları fazla beslenmeye yöneltir. Kilosu artan çocuk aldığı kilolardan dolayı sosyal ve aile çevresinden olumsuz yönde daha fazla etkilenip kısır döngüye girerek yemek yemesini arttırır.

 

Klinik bulgular :

Çocuklarda obezite her yaşta karşımıza çıkmakla birlikte en sık karşılaştığımız dönem

1 yaş, 5-6 yaş ve ergenlik dönemidir. Şişman erkek çocuklarda göğüste toplanan yağ dokusu yalancı jinekomasti ( erkekte gelişen meme dokusu ) ye neden olur. Özellikle karın, baldır ve kalça bölgelerinde sitria adı verilen ciltte çatlaklara neden olur.  Penis normal olmasına rağmen yağ dokusu içine gömülmüş olduğundan küçük gözükür.

Bacak sürtmelerine bağlı pişikler, bacaklarda ortopedik problemler ve güç yürüme karşılaştığımız diğer problemlerdir.

Çok aşırı kilolu çocuklarda kalp yetmezliği, nefes alamama, solunum yetmezliği gibi ağır klinik tablolar geliştirebilir.

 

Şişman çocuklarda serbest yağ asitleri, gliserol, keton düzeylerinde artmıştır. İnsüline (şekerin hücresel düzeyde kullanılmasını sağlayan pankreastan salınan bir hormon ) direnç vardır.

 

Obezite ile birlikte olan hastalıklar:

 

Hipotiroidi

Büyüme hormonu eksikliği

Cushing sendromu

Kraniofarangioma

Hipotalamik sendromlar.

 

 

Tedavi :

Obezite ömür boyu devam edecek tedavi edilemeyen ancak kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Öncelikli olarak çocugunuz pediatrik bir muayanesi yapılıp gelişimi boy ve kilo olarak elimizde bulunan indekslerden değerlendirilecek. Eğer çocuğunuzun kilosu boyuna göre ideal ağırlığının % 120’sinden fazla çıkarsa kilo fazlalığı var demektir. Eşlik edebilecek hormonlara bağlı hastalıklar açısından değerlendirilip sizi diyetisyenle birlikte takip etmeye başlayacağız. Bu hastalık sağlık personeli hasta ve aile iş birliği ile takip edilecek. Öncelikli olarak çocuğunuzun beslenme alışkanlıkları ve aktivitesi ile ilgili değerlendirme yapılacaktır. Sonra alışkanlıklarını değiştirme noktasında hangi aşamada olduğu tespit edilecek. ( Değişime dirençli ve hazır olmayan, değişime hazır nasıl yapacağını bilmeyen, değişime başlamış bazı engellere takılmış hasta )  bu aşamalardan sonra çocukların büyüme ve gelişmesi göz önüne alınarak yaşa uygun günlük ihtiyacı ve içeriğini karşılayacak şekilde danışmanlık hizmeti verilecek. Çevresel faktörler düzenlenmeli psikolojik faktörler uzaklaştırılmalıdır. Alışkanlığı kolay bir şekilde değiştirmek için sağlıklı bir diyet konusunda bilgiye, problemi çözme yeteneği, değişikliğe motivasyon, hedef ve pekiştirme gereklidir. Bu hastalıkta hekimin rolü; çocugunuz bizim için çok önemli. Sağlıklı bir erişkin olması için ruhsal bedensel ve zihinsel anlamda en iyi şekilde yetişmesini sağlamak ve riskli durumları önceden tespit edip önlemleri almaktır. Size bir takım tavsiyelerimiz olacak ve sizi takip edeceğiz.

 

 

 

HASTANEMİZİN KİLO PRBLEMİ OLAN ÇOCUKLARLA İLE İLGİLİ

HİZMETLERİ :

 

Hastanemizde obez çocuklarla ilgili ayrı bir kilinik takip yapılmaktadır. Çocuk hastalıkları ve diyet bölümü ile birlikte takip edilmekte olan hastalarımızın

  • beslenme alışkanlıkları günlük aktiviteleri değerlendirilir
  • çocuk hastalıkları polikliniğinde muayenesi yapılır
  • Altta yatabilecek hormon hastalıkları için tetkikleri alınır.
  • diyet bölümü tarafından görülür.

Hastalarımızın belli aralarla yapılan kontrollerle  uyum sağlay  sağlamadığı

değerlendirilir, bir takım değişikliklere uyum sağlaması için motive edilir.

 

 

 

bebeklerde-reflu_280_111

Kusma-Reflü

Gastroözefageal reflü ( GER ), ağız yoluyla alınan besinlerin mideye geldikten sonra midenin besinleri sindirme amaçlı kasılması esnasında, mide ve yemek borusu arasındaki fizyolojik kapakçığın olgunlaşmamasına veya mide içeriğinin fazla  olmasına bağlı, yiğeceklerin yemek borusu aracılığı ile ağızdan çıkarılması olarak tanımlanır. Süt çocuklarında çok sık karşılaşılan fizyolojik bir durum olarak kabul edilir. Reflüye  eşlik eden şikayetler oluyor ise kusma patolojik özellik kazanıp reflü hastalığı olarak isimlendirilir. Dolayısı ile patolojik reflüyü iyi tanımlamak ve tedavi etmek gerekir.

 

Reflünün  patolojik özellik kazandığı  durumlar nelerdir?

Eşlik eden

Büyüme gelişme geriliği

Tekrarlayan alt solunum yolu enfeksiyonu

Reaktif hava yolu hastalığı varlığı

Tekrarlayan orta kulak enfeksiyonu ve sinüzit

Kronik öksürük

Mide niçeriğinin akciğere kaçması ve hayati tehlike arz etmesi

durumunda patolojik reflü ismini alır. Her kusma reflüye bağlı değildir. Kusmaya neden olan birçok hastalık vardır.

 

Çocuklarda kusmaya neden olan hastalıklar nelerdir?

Enfeksiyonlar: İdrar yolu enfeksiyonu

Akut gastroenterit

Akut tonsillofarenjit

Menenjit

 

Metabolik: Böbrek üstü yetmezliği

Metabolik hastalıklar

 

Anatomik: Bagırsaklarda yapısıklık

Bağırsaklarda dönme

Mide çıkış darlığı

Yemek borusu atrezisi

 

İntolerans: Çölyak hastalığı

Reflüsü olan hastada izlenecek yol nedir?

1.Hasta yakınlarından bilgi alma:

Kusmalar ne zaman başladı

Beslenme ile ilişkisi

Besin içeriği

Kusmayı provake edecek ilaç alımı varlığı

Kusma miktarı

Kusmada safra varlığı

Aşırı beslenme  varlığı

Ailesel hastalık veya akraba evliliği varlığı

Eşlik eden şikayet varlığı

Önceden geçirilmiş alt solunum yolu enfeksiyonu varlığı

Önceden geçirilmiş idrar yolu enfeksiyonu varlığı sorgulanması gereken durumlardır.

 

2.Fizik muayene:

Geniz akıntısı

Orta kulak enfeksyonu

Akciğer enfeksiyonu

Kansızlık

Büyüme gelişme geriliği varlığı fizik muayenede dikkat edilmesi gereken durumlardır.

 

3.Labaratuar:

Hemogram

Gaitada gizli kan

Baryumlu pasaj grafisi

1 ay altı bebeklerde kan biyokimya tetkikleri

Kan şekeri

Tit

Metabolik tarama testi

Batın USG

pH monitorizasyonu

Nükleer tıp çalşmaları

 

Tedavisi nasıl yapılmakta?

Refünün tedavisi kişiye özeldir. Bir takım öneriler, medikal ve cerrahi tedaviler şeklindedir. Reflüye bağlı kusmaları olan çocukların büyük bir kısmı geleneksel yaklaşımlardan fayda görür v kısa bir süre sonra şikayetleri geriler. Bunlar:

Aşırı beslenmenin azaltılması

Pozisyon verilmesi

Öğünlerin kıvamlı verilmesi

Beslenme aralığının kısaltılıp öğün içeriğinin azaltılması

 

Reflüde cerrahi girişim ne zaman yapılır?

Medikal tedaviye yanıt vermeyen hastalar

Reflüye bağlı komplikasyan geliştiren hastalar

 

 

 

 

 

 

 

aglayan-bebekler_280_111

Ağlama

Bebeklerde huzursuzluk, sıkıntı veya karşılanmamış ihtiyaçlara karşı normal fizyolojik bir cevaptır.  Sizlere süresi uzun, sebebinin anlaşılamadığı, teskin edilemeyen, ailenin normalden farklı bir durum olduğunu hissettiği patolojik ağlamadan bahsedeceğiz. Bebeklerde anormal ağlamanın en sık sebebi kolik ağrısıdır. Ancak bebeklerde ki  normalden farklı, teskin edilemeyen her ağlamayı kolik ağrısına bağlamak yanlış olur. Çocuklarda anormal ağlamaya sebep olan durumlar aşağıda sıralanmıştır.

 

SEBEPLER:

 

Doğumsal fiziksel sebepler:

Bağırsakların iç içe geçmesi ( invajinasyon )

Mide içeriğinin yemek borusuna kaçması ( reflü)

Gaz birikmesi ( emzirme esnasında yutulan havanın çıkarılmaması )

Kabızlık

Anal fissür

Pişik

İdrar birikmesi ( idrar torbası çıkım darlığı )

Kalça çıkıklığı

Kafa derisine kanama

Kol ve bacakta çıkık

 

 

Enfeksiyonlar:

Orta kulak iltihabı

İdrar yolu enfeksiyonu

Diş çıkarma diş eti hastalığı

Gastroenterit ( sindirim sistemi iltihabı )

Menenjit ( beyin zarı iltihabı )

Balanit ( sünnet derisi iltihabı )

 

Çevresel etmenler, ilaçlar:

Aşı uygulama

İnek sütü intoleransı

Bebeklere çay kahve verilmesi

Emziren annenin fazla çay kahve içmesi

Annenin kullandığı nezle grip ve alerji ilaçları

Fiziksel istismar, kötü bakım

Fazla vitamin kullanımı

Aşırı uyarana maruz kalma

Gece uykusuz kalma yeterli uyumama

 

 

Metabolik:

Hipotiroidi

Hipoglisemi ( kan şekeri düşmesi )

Metabolik hastalıklar

Hipokalsemi ( kan kalsiyumunun düşmesi )

 

 

 

 

GENEL YAKLAŞIM

 

Ağlamanın normal fizyolojik bir yanıt mı yoksa altta yatan patolojik bir sebebe bağlı anormal bir durumu olduğuna karar verilir. Eşlik eden şikâyet varlığı, bebeğin genel durumu, ailenin endişesi göz önüne alınarak hasta hastanede izlenir.

 

Bilgi alma:

Bebeğin ayı

Cinsiyeti

Nasıl beslendiği

Tekrar mı, ilk defamı bu şekilde ağladığı

Eşlik eden şikâyet varlığı ( ateş, kusma, kabızlık, çişte koku, ishal, döküntü )

Gaz problemi varlığı

Sakinleştirmek için yapılan şeylere yanıt veriyor mu?

Dokunmak veya kucağa almakla ağlaması artıyor mu?

Öksürük veya burun tıkanıklığı var mı?

Düşme hikâyesi varlığı

Muayene öncesi alınması gereken bilgilerdir. Bu bilgiler patolojik ağlamada tanıya yönelik yaklaşımda oldukça fazla fayda sağlayacaktır. Ön bilgi alındıktan sonra hastanın muayenesi yapılır. Bebek  acile huzursuz  şekilde getirildiği için genellikle muayenesi zordur.

 

Muayene:

Hasta sakinleştirilmeye çalışılır özellikle kol ve bacak kırık çıkıkların değerlendirilmesi ve olası karın içi ağlamaya sebep olan hastalıkların değerlendirilmesi için önemlidir.

Kulak muayenesi

Kol ve bacakta hassasiyet varlığı

Ciltte yanık, yırtık morartı varlığı

Bıngıldakta şişlik

Diş etinde kızarıklık varlığı

Kasıkta, göbekte şişlik

Karında hassasiyet, şişlik varlığı

Kalp atım hızı

Anüste yırtık ve ağır pişik

Muayenede dikkat edilen ve değerlendirilen yerlerdir.

 

Tetkik:

İdrar tahlili

Gaitada gizli kan

Hemogram

Batın ultrasonu ( bebek huzursuz karın muayenesi yapılamıyor veya karın ile ilgili bir

Patoloji düşünülüyor ise )

 

 

 

 

 

ACİL DURUMLAR

 

Menenjit şüphesi

Bağırsak tıkanıklığı şüphesi

Fıtık veya yumurtalık dönmesi

Ağır travma geçirenler

Kalp ritim problemi

Solunum yetmezliği

Sıvı kaybı

Kol ve bacak kırılması veya çıkması olan çocuklar hızlı değerlendirilmelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

cocuklarda-oksuruk_280_111

Öksürük

Öksürük sık karşılaştığımız çocukluk çağı şikâyetlerinden birisidir. Çocukların günlük aktivitelerini ve sosyal hayatını etkileyen, aileleri huzursuz ve tedirgin eden bir durumdur. Nefes darlığı ve nefes yetmezliği gibi şikâyetler eşlik ediyor ise altta yatan ciddi bir hastalığın bulgusu olabilir. Tanımı: kimyasal, irritan, mekanik, çevresel ve mikroplara bağlı uyaranların solunum yollarında bulunan reseptörleri ( alıcı ) tetikleyerek beyin sapında bulunan öksürük merkezini çalıştırması ve buna bağlı gelişen refleks ( istem dışı ) klinik yanıttır. Bir nevi vücudun dışarıdan gelen yabancı uyaranlara karşı korunma mekanizmasıdır.

 

Özelikle size bu yazımızda, kronik öksürük ismi verilen, dört haftadan fazla süren ve geçmeyen öksürükten bahsedeceğiz. Çocuğunuzun yaşam kalitesinin arttırılması, sağlıklı bir birey olarak yetişmesi, sosyal hayatını geliştirmesi, günlük aktivitelerini rahatlıkla yapabilmesi, hayatını minimum şikâyetlerle geçirmesi için altta yatabilecek kronik öksürüğe neden olan sebeplerin bilinmesi gerekir.  Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kentsel yaşam şartları ve olumsuz yönde etkilenen çevre koşulları, baskılanmış şekilde çocukların genlerinde bulunan veya bulunmayan hastalıkları provoke ederek öksürükle seyreden hastalıkların daha sıklıkla karşımıza çıkmasına neden olmuştur.  Koruma amaçlı olan bu mekanizma bazı çocuklarda amacını aşar ve kontrol dışı çalışmaya başlar. Kontrolsüz abartılı çalışan bu mekanizma çocuklarda ve ailelerde farklı şikâyetlerin ortaya çıkmasına neden olur.

 

Geçmeyen öksürükle birlikte bulunan şikâyetler:

Günlük aktivite azalması

Çabuk yorulma

Uyku bozukluğu

Huzursuzluk

Uyuyamama

Kendini soyutlama akranlarından uzaklaşma kendini dışlama

Anne babada huzursuzluk

Sebebi bilinmiyor ise tedirginlik

Çocuklarda güven eksikliği

İçine kapanıklık

İştahsızlık

Büyüme gelişme geriliği

Hırıltı

Hızlı soluk alıp verme

Gülerken ağlarken öksürük krizi

UZAMIŞ ÖKSÜRÜK SEBEPLERİ:

Unutulmaması gereken, çocuklarda öksürüğe sebep olan hastalıklar yaş grubuna göre değişmekle birlikte her yaş grubu için en sık sebep enfeksiyonlar ( mikrobik hastalıklar ) ve solunum yolu hassasiyeti ( reaktif hava yolu ) olan çocuklardır.

 

Yenidoğan dönemi öksürük sebepleri:

  • Yutma bozukluğu:   bebeğin emerken anne sütünü soluk borusuna kaçırması
  • Anatomik bozukluklar: soluk borusu ve akciğerlerde anne karnında olan dokuların

gelişimi ile ilgili problemler

  • Refü ( GERD ): mide içeriğinin ters yönde kaçarak soluk borusuna girmesi
  • Konjenital kalp hastalıkları

Süt çocukluğu dönemi öksürük sebepleri:

  • Bronşiolit (genellikle virüslere bağlı bronşlarda daralma ve balgamla seyreden

hastalık )

  • Pnömoni ( akciğer mikrobik hastalığı)
  • GER ( mide içeriğinin soluk borusuna kaçması)
  • Boğmaca ( soluk borusu mikrobik hastalığı)
  • İmmun yetmezlik ( bağışıklık sistemi zayıflığı)

Okul öncesi dönemi öksürük sebepleri:

  • Tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonu
  • Astım veya astmatik bronşit
  • Geniz akıntısı yapan durumlar (  geniz eti, burunda polip, alerjik rinit, vagal rinit )
  • Sinüzit
  • Tüberküloz ( verem )
  • Pnömoni
  • Sigara dumanına maruz kalma
  • Bronşektazi( bronşlarda düzelmeyen genişleme, sürekli balgam yapar)
  • Kistik fibroz( solunum ve sindirim sistemini tutan fonksiyonel çalışmasını bozan

Genetik bir hastalık )

  • İmmun yetmezlik ( bağışıklık sistemi zayıflığı)

Okul çağı dönemi öksürük sebepleri:

  • Tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonu
  • Astım
  • Sinüzit
  • Pnömoni
  • Bronşektazi
  • Kistik fibroz
  • Akciğerlere kaçan yabancı cisim
  • Sigara dumanına maruz kalma
  • pisikolojik

HASTAYA YAKLAŞIM VE HEDEFLER

Öksürük sebebi, basit bir hastalıktan hayatı tehdit edecek kadar ciddi çok çeşitli bir durum olabilir. Dolayısı ile geçmeyen öksürüğe bir sistem dâhilinde adım adım yaklaşılmalı. Öncelikle hasta hakkında alınan detaylı bilgiler ve muayene bulgular öksürüğü değerlendirmede büyük önem taşır. Sonra ayırıcı tanı yapılıp olası hastalıklara yönelik tetkikler yapılmalıdır.

 

Bilgilendirmede dikkat edilecek noktalar:

Hastanın yaşı

Öksürüğün ne zaman başladığı

Beslenme ile alakası var mı?

Egzersiz ile ortaya çıkıyor mu?

Çevresel faktörlerle bağlantısı var mı?

Gece gündüz arası fark ediyor mu?

Eşlik eden hırıltı hızlı soluk alıp verme nefes alamama gibi şikâyetler var mı?

Mevsimsel özellik gösteriyor mu?

Öksürüğün karakteri ( tiz, balgamlı, boğulma şeklinde )

Daha önce bronsit, bronşiolit, zatüre gibi hastalıklar geçirdiği

Öksürme esnasında morarmanın eşlik edip etmediği

Kusma sonrası öksürük veya öksürük sonrası kusma oluyor mu?

Sık tekrarlayan ateşli hastalık geçiriyor mu?

Ailede astım hikâyesi var mı?

Ailede alerji hikâyesi var mı?

Evde sigara içiliyor mu?

Çocuk yuva veya kreşe gidiyor mu?

Evde tüylü hayvan var mı?

Kilo alamama veya geçmeyen ishali var mı?

 

Şeklinde şikâyetin sebebini ortaya koymada önemli değere sahip bilgilerin alınması gerekir. Hasta ve ailesi hakkında alınan detaylı bilgilerden sonrası fizik muayenesi yapılır.

 

Fizik muayenede

Büyüme gelişme geriliği

Hızlı soluk alıp verme

Burun kanadı solunum

Çomak parmak

Dudaklarda ve tırnak yataklarında morarma

Burun deliklerinde tıkanma

Akciğerlerde tek taraflı solunum seslerinin alınamaması

Burunda polip

Göz etrafında şişlik ve morluk

Ciltte kuruluk

Terleme

Balgamlı geniz akıntısı varlığı kontrol edilir.

 

Muayenede tespit edilecek bu durumlar şikâyetin tanısını koymada önemli ipuçları verir. Hastanın hikâyesi alınıp muayenesi tamamlandıktan sonra hedefe yönelik tetkikler istenir.

 

Labaratuar:

Hemogram

Sedimantasyon

Akciğer filmi

Sinüzit filmi

PPD

İmmunglobulinler

Akciğer fonksiyon tesleri ( 6 yaş üstü )

Alerji testleri ( kanda spesifik RAST veya Cilt testleri )

Nazal smear

 

Tanısı konamamış veya şüphen ilen durum için ileri tetkik

Bronkoskopi

Akciğer tomoğrafisi

Açlık mide suyu alımı

İğne biyopsisi

Sindirim sistemi pasaj grafisi

PH monitorizasyon

Ter testi

 

 

Öksürüğe eşlik eden solunum sıkıntısı var ise acil müdahale edilmesini gerektiren bir durumdur. Yabancı cisim aspirasyonu şüpheleniliyorsa mutlaka bronkoskopi yapılması gerekir. Öksürükle gelen hastada amaç öksürüğü kesmek olmamalı. Çocuğunuzun tekrar eden geçmeyen öksürüğü var ise mutlaka araştırılıp sebebin ortaya konması gerekir. Tanısı konan hastalığın tedavisi yapılmalıdır.

 

Hastanemizde geçmeyen öksürük şikâyeti ile gelen hastalar yukarıda tarif edildiği sıralama ile takip edilip tanısı konarak tedavisi düzenlenmektedir. Bu hastaların büyük bir kısmında solunum yolu hassasiyeti ve astım hastalığı tespit edilmiştir. Aileleri olarak yapmanız gereken onların bu şikâyetlerini ortaya çıkaracak provoke edecek faktörlerden uzak tutmak, geçmeyen öksürüğü olduğu zaman mutlaka bir çocuk hekimine götürmek olacaktır. Sigara dumanına, soğuk havaya ve mikroplara maruz kalması önlenebilir durumlardır. Çocuğunuzun ve kendinizin hayat kalitesini arttırmak, çocuğunuzun sağlıklı şekilde yetişmesini sağlamak için bu faktörlere maruz kalmamasına dikkat edin

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

cocuklarda-karin-agrisi_280_111

Karın Ağrısı

Sebebi yaş gruplarına göre değişen, eşlik eden şikayetlerin bulunmasına göre değişenken klinik tablo ile seyreden, hafif veya hayati risk teşkil edecek tablolarla karşımıza çıkan nonspesifik çocukluk çağı sık şikayetlerinden birisidir. Akut ağrı ve kronik ağrı olmak üzere ikiye ayrılır. Akut ağrı altta yatan ciddi bir hastalığın bulgusudur ve cerrahi gerektiren hastalıklar kronik ağrı yapan durumlara göre daha sık sebep olur. Yerleşimine göre belli bir bölge veya bütün karında hissedilen bir şikâyet olabilir.  Karın dışı diğer organ veya doku hastalıklarda yansıma yaparak karın ağrısına neden olur.

 

SEBEPLER

Anatomik ve doğumsal sebepler

  • Fıtıklar
  • Bağırsakların iç içe geçmesi
  • Bağırsakların kendi etrafında dönmesi
  • Yumurtalıkların dönmesi

 

Enfeksiyonlar

  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • Sindirim sistemi enfeksiyonları
  • Dalak büyümesi enfeksiyona bağlı
  • Boğaz ve orta kulak enfeksiyonu
  • Karın içi boşluklarında iltihap
  • Zatüriye
  • Apendisit
  • Kolesistit ( safra kesesi iltihabı )
  • Karaciğer iltihaplanması ( hepatit )
  • Mezenterik lenfadinit ( batın içi lenf bezlerinde şişme )
  • Özefajit ( yemek borusu iltihabı)
  • Gastrit ( mide iltihaplanması )

Toksinler

  • Yakıcı madde içimi
  • Kurşun zehirlenmesi
  • Mantar zehirlenmesi

Travma

  • Çocuk istismarı
  • Araç kazaları
  • Düşme çarpma
  • Bağırsaklarda yırtık
  • Dalakta yırtık

Tümör

  • Karın içi tıkanmaya neden olan iyi veya kötü tümörler
  • Lösemi
  • Lenfoma

Fonksiyonel

  • Fonksiyonel karın ağrısı
  • Depresyon

 

Diğer

  • Şeker hastalığı koması
  • Safra kesesi taşı
  • Böbrek taşı
  • Kabızlık
  • Over kisti
  • Kan yıkım krizi

HASTAYA YAKLAŞIM

 

Akut ağrısı olan hastalar acil olarak değerlendirilip ağrının sebebi kısa şikâyet alma, değerlendirme ve gerekiyorsa tetkik edilip tanısı konmalıdır. Uzun süredir bu şikâyeti olan hastadan detaylı bilgi alınması gerekir.

 

Bilgilendirmede dikkat edilmesi gereken durumlar:

Ağrının yerleşim yeri

Ağrının ne zaman başladığı

Ağrının şekli

Ağrının gece gündüz hafta içi hafta sonu seyri

Eşlik eden şikâyet varlığı

Kusma

İshal

Kabızlık

Popo kaşıntısı

Ateş

Çiş yaparken yanma ağrıma

Ağızdan salya akıntısı

Günlük aktiviteyi nasıl engellediği

Kendiliğinden geçmesi

Yemekle ilişkisi

 

Fizik muayene

 

Bağırsak seslerinin artmaması için önce stetoskopla dinlenir

El ile ağrının lokalizasyonu yapılır( yerel veya genel ağrı )

Hassasiyet, şişlik, savunma var mı?

Karın içi organlarda büyüme var mı?

Bağırsak seslerinde değişiklik var mı?

Boğaz ve ortakulak muayenesi yapılır

Akciğer sesleri dinlenir

Anal muayene yapılır.

 

Tetkikler:

Hemogram: iltihap varlığını, kan kaybını ve kan yıkımını gösterir

Sedimantasyon: iltihaplı genel bir hastalık varlığını gösterir

İdrar tahlili: idrar yolu enfeksiyonu, şeker hastalığı, taş ve kumu gösterir

Ayakta direkt batın grafisi: bağırsaklarda tıkanıklı, yabancı cisim yutma ve taşı gösterir

Batın ultrasonu: apandisit, bağırsakların iç içe geçmesi, tüm batın içi organlarda patolojik

değişikliği gösterir

gaita tetkik: solucan varlığı

 

Eğer yapılan tetkiklerde sonuca ulaşılamaz ise şüphelenilen hastalığa yönelik veya tanısal amaçlı farklı tetkikler yapılabilir.

 

 

 

 

 

astım

Astım

Geçmeyen öksürük şikâyeti ile gelen çocuklarda sık karşılaştığımız hastalıklardan birisidir. Kısa tanımı, spesifik bir alerjenin sebep olduğu, aile hikayesi bulunan, ataklar şeklinde seyreden,  öksürük, hırıltılı solunum ve nefes alamama kliniğine sahip alerjik akciğer hastalığıdır. Bu tanım çok önemlidir. Ömür boyu sürecek ve beklide kendinden sonraki nesillere aktaracağı bu hastalığı doğru tespit etmek insanları yanlış etiketlememek gerekir.    Yukarıda tarif edildiği gibi ataklar şeklinde seyreden şikayetlerin olması gerekir ki buda hastalığın kronik bir hastalık olduğunu gösterir. Özellikle süt çocukluğu döneminde sık karşılaştığımız enfeksiyonların, reflünün, konjenital kalp hastalıklarının ve anatomik problemlerin sebep olduğu bronşiolit adını verdiğimiz hızlı soluk alıp verme ve öksürükle seyreden hastalıkla karıştırmamak ve alerjik sınıfa sokmamak gerekir.

 

Genetik bir hastalıktır, klinik tablolar farklı derecelerde karşımıza çıkabilir. İlaçlara çok iyi yanıt verir, ataklar şeklinde seyreder. Hastalık ergenlik döneminde artan cinsiyet hormonları ile klinik olarak baskılanır ancak geçici bir hastalık değildir. İleriki yaşlarda araya giren tetikleyici faktörler hastalığın klinik olarak tekrar karşımıza çıkmasına neden olur. Atakları çocuklar ayaktan hafif öksürükle geçirebileceği gibi, hayati ciddiyet teşkil eden çok ağır vakalar şeklinde de kendini gösterebilir.  Klinik tablonun ( şikayetler ) ortaya çıkması sadece testlerle gösterilmiş alerjenle karşılaşma sonrası olması gerekmiyor. Hastalığı provoke eden tetikleyici faktörler vardır ki bu faktörler aynı şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu durumlar aşağıda sıralanmış olup, yaş grubuna göre önceliği değişmektedir.

 

Provake edici faktörler:

Enfeksiyonlar

Hava kirliliği

Sigara dumanı

Stres

Soğuk hava

Ağır egzersiz

Alerjen veya tetikleyici faktörler normal insanlardan farklı olarak astımlı hastaların akciğerlerinde anormal yanıta neden olur. Borucuklar şeklinde bronşlarda daralma ve anormal balgam üretimi öksürük ve nefes alamama şikayetinin sebebidir.

 

Astım  çocukların psikolojik, ve fiziksel gelişimine olumsuz yönde  etkisi vardır. Ayrıca ailelerini oldukça huzursuz ve tedirgin edici bir hastalıktır. Uzun süreli bir hastalık olan astımda, yapılması gerekenlere ve tedaviye uyum sağlar, gerekli önlemleri alırsak toplum içerisinde hayat standartları artmış sağlıklı astımlı bir çocuğa sahip oluruz. Çocuğunuzun soluduğu hava yaşam kalitesini belirleyecek. Toplumda yer edinebilmesi, günlük aktivelerini yapabilmesi, kendini kısıtlamamsı, çok ağır klinik tablolar yaşamaması için çocuğunuzun bu hastalığını, hekiminizle el ele vererek ve uyum sağlayarak çocuğumuza yardımcı olalım.

 

Bu hastalık ne gibi sonuçlara neden olmakta aşağıda sıralanmıştır.

 

Hastalığın neden olduğu sonuçlar nelerdir?

  • Günlük aktivite azalması
  • Çabuk yorulma
  • Uyku bozukluğu
  • Huzursuzluk
  • Uyuyamama
  • Kendini soyutlama akranlarından uzaklaşma, kendini dışlama
  • Anne babada huzursuzluk
  • Ailede tedirginlik ve arayış içerisinde olma
  • Çocuklarda güven eksikliği
  • İçine kapanıklık
  • İştahsızlık
  • Büyüme gelişme geriliği
  • Hırıltı
  • Hızlı soluk alıp verme
  • Gülerken ağlarken öksürük krizi
  • Spor yapamama
  • Sık hastaneye yatış
  • Okula devamsızlık, okul başarısında düşme

Hangi çocuklarda astım hastalığı olabileceği düşünülmeli?

  • Geçmeyen öksürüğü olan
  • Ailede astım hastası olan
  • Tekrarlayan nefes alamama ve hırıltı ile seyreden öksürüğü bulunan
  • Ataklar arası gayet sağlıklı olan
  • Alerji ilaçlarına yanıt veren hastalarda düşünülmelidir.

Astım tedavi edilebilir bir hastalık mı?

Hastalık alınan önlemler ve tedaviye uyumla kontrol altında tutulabilir ve zamanla klinik olarak geçen bir hastalıktır. Ancak ileri yaşlarda erişkin astımı olarak karşımıza çıkabilir.

 

Bronşiolit geçiren 1 yaş altı çocuklarda astım riski nedir?

Bronşiolit geçirmemiş çocuklarda risk ne kadar ise bronşiolit geçiren bebeklerde de aynıdır. Burada önemli olan tekrarlayan şikâyetlerin olması ve ailede astımlı birisinin bulunmasıdır.

Ayırıcı tanı:

  • Pnömoni ( akciğerin mikrobik hastalığı )
  • Bronşiyolit
  • Sinüzit
  • Akciğerde yabancı cisim
  • Gastroözefageal reflü ( mide içeriğinin akciğere kaçağı )
  • Doğuştan kalp problemleri
  • Bağışıklık sistemi zayıflığı ile seyreden hastalıklar
  • Anatomik akciğer hastalıkları

 

Muayene bulguları:

Astımlı hastaların şikayetlerinin olduğu zaman tespit edilen muayene bulguları

Hızlı soluk alıp verme

Sesli soluk alıp verme

Nefesinin uzaması

Hırıltı ve hışıltı

Burun kanadı solunum

Solunum kaslarında vücudun içine doğru çekilme

Göğüs kafesinde öne doğru büyüme

Yüzde şişlik

Büyük çocuklarda tedirgin ve korku dolu bir bakış

Dudaklarda kuruluk

Minimal aktivitede bulunma

 

Hastaların ataklar arası dinleme bulguları normaldir. Ancak farklı alerjik hastalıkları var ise bunlar tespit edilebilir

Ciltte kuruluk

Ciltte kaşıntı izleri ve kabarıklık

Göz altlarında morluk

Burun tıkanıklığı ve kaşıntısı

Burun mukozasında solukluk

Geniz akıntısı

Parmaklarda çomaklaşma

Burunda polip

 

Astımlı çocuklarda sık gözüken hastalıklar?

Üst solunum yolu enfeksiyonu

Sinüzit

Farenjit

Alerjik rinit

Egzama

Besin alerjisi hastalıkları

Uyku bozukluğu hastalıkları

 

Sadece geçmeyen öksürüğü olan çocukta astım hastalığı olabilir mi?

Astımlı hastaların klinik tabloları çok değişkendir. Çok hafif şikâyete neden olabilirken hayati ciddiyet taşıyan ağır seyredebilecek klinik tabloyla da karşımıza çıkabilir. En belirgin klinik tablosu hızlı soluk alıp verme ve öksürüktür. Ancak bazı çocuklarda çevresel irritanlar sadece geçmeyen öksürük şikâyetine neden olur.

 

Astım hastalığının ağırlığını belirleyen faktör nedir?

Klinik tablonun ağırlığını belirleyen solunum sıkıntısıdır. Solunum sıkıntısı olan hasta hastane ortamında solunumu rahatlayana kadar tutulur.

Klinik olarak hastalık nasıl iyileştirilir?

Çocuğunuza astım tanısı konduktan sonra uzun süreli bir takip süreci başlayacaktır. Atakları geçirmemesi, geçirirse hafif geçirmesi ve şikâyetlerin en aza inmesi için size bir takım önlemler olacak ve uzun süre kullanması için bir takım ilaçlar verilecektir. Şikâyetsiz uzun bir dönem geçirdikten sonra ilaçlar azaltılarak kesilecektir.

Astımlı hastalarda alınacak önlemler nelerdir?

Öncelikli olarak astımlı hastaların tespit edilmiş alerjenle temas etmemesi gerekir. Ailelerin astım hastalığında şikayetleri arttıracak faktörleri ve bu faktörlere karşı nasıl önlemler alması gerektiğini çok iyi bilmesi gerekir. Bunlar:

Sigara dumanı maruz kalmama

Soğuk hava direkt maruz kalmama

Polenler maruz kalmama

Havası kirli ortamlarda bulunmama

Solunum yolu ile alınacak kimyasal ajanlara maruz kalmama

Yün yatak yorgan, yastık kullanmama

Evde tüylü hayvan beslememe

Yatak odasında yüzeylerin azaltılması

Nevresimlerin haftalık kaynar suda yıkanması

Havalandırma ve klimaların kullanımına ve bakımına dikkat edilmesi

Yatak odasında halı kullanılmaması

Yatak odasının günlük yüzeylerin silinmesi

Yatak odasının günlük havalandırılması

Evde nem ve rutubetin olmaması

Hasta kişilerle temas etmemesi

Hasta kişilerle aynı ortamda bulunmaması

Ağır egzersiz yapmaması

Salon sporları yapmaması

Toprak alanlarda koşmaması

Aşılarını tamamlamış olması

İlaçlarını doktor kontrolünde düzenli olarak kullanması

şeklinde sıralanabilir.

 

Astım ilaçları bağımlılık yapıyor mu?

Astım ilaçları bağımlılık yapmaz. Solunum yollarının açık kalması ve balgam oluşmaması için size verilen ilaçları düzenli olarak her gün kullanmanız gerekir.

 

 

 

 

 

 

cocuk-takibi-k_280_111

Sağlıklı Çocuk Takibi

Sağlıklı çocuk takibi çocukların gelişimi bağışıklık sistemlerinin gelişmesi metabolizmalarının kuvvetlenmesi salgın hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin güçlenmesi için çok önemlidir.

SAĞLIKLI ÇOCUK TAKİBİ NEDEN ÖNEMLİDİR

1 Sağlıklı çocuklarda riskli durumların belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması.

a: Doğum öncesi olan riskli durumlar :

  • Ailede ailesel geçişli bilinen bir hastalık varlığı
  • Akraba evliliği varlığı
  • Annede ölü doğum düşük veya sakat çocuk varlığı
  • Annede madde bağımlılığı
  • İlaç, alkol, sigara kullanımı
  • Önceki doğumlarda kan uyuşmazlığı ve buna bağlı gelişen sarılık varlığı
  • Önceki doğumda rh uyuşmazlığı var ise anti rh immunglobulin yapılmısmı
  • Anneden bebeğe geçebılecek mikrop taşıyıcılığı varlığı
  • Gebelik takıplerınde tarama testlerınde veya ultrasonografık
  • Takiplerınde herhangı bır problem varlığı

b: Doğum anında oalan riskli durumlar :

  • Doğum şekli. Sezaryan ile doğumlarda uyutma amaçlı anneye verilecek ilaçlar yenidoğan bebekte solunum baskılanmasına neden olabilir veya normal doğuma göre hızlı bir eylem olduğu için bebeğin akciğerlerinde bulunan anne karnında ki sıvıyı çıkaramayıp yaş akciğer diye adlandırılan solunum sıkıntısı ile seyreden tabloya neden olabilir.
  • Çoklu doğum. İkiz veya daha fazla sayıdaki bebek doğumları tek doğumlara göre bebekler açısından riskli durumlardır.
  • Müdaheleli doğumlar. Spontan olmayıp, medikal veya cerrahi müdahelere bağlı gelişen gebelikler doğuştan anomaliler açısından risk teşkil eder.
  • Erken doğum. 37 hafta öncesi bütün doğumlar erken doğum olarak kabul edilir. 37 hafta organ ve doku gelişimi için gerekli süredir.
  • Fetal distres. Bebeğin anne karnında sıkıntı ile karşılaşmasıdır. En sık sebebi bebek kordonunun boynuna dolanmasıdır. Bebek kalp atımlarının azalması ile anlaşılır.
  • Mekonyumlu doğum. Anne karnında gebeliğin uzaması veye sıkıntıya girmesine bağlı kakasını yapması. Doğum anında olursa akciğerlerine kaçıp pnömoniye ve bebeğin oksijensiz kalmasına sebep olabilir.
  • Asfiksi. Anne karnında, doğumda veya doğum sonrası bebeğin oksijensiz kalması, organlarda ve dokularda zarar meydana gelmesi.
  • Erken memran rüptürü. Doğum eylemi öncesi annenin sularının gelmesi. Bebeğin mikrop kapmasına naden olabilir.
  • Doğum eyleminde gelişebilecek hasarlar. Omuz kırıkları, düşük el, cilt kesileri, organ hasarları, kafa cildinde ödemlenme ve cilt altına kanama.
Doğumda farkedilen anatomik problemler .Yarık damak dudak, diafram hernileri (göğüs kafesini karından ayıran düz kasta olan fıtıklar ), omfalosel (göbekten cildin dışına doğru olan etrafı zarla kaplı fıtıklar ), parmak anomalileri, kalp anomalileri, sindirim sistemi boyunca herhengi bir parçasında doğumsal gelişememeye bağlı tıkanıklıklar, üriner sistemde idrarın boşalmasını engelleyen tıkanıklıklar.

c: Doğum sonrası olan riskli durumlar :

  • Doğum sonrası anne sütü alımı
  • Anne sütü alım süresi
  • Ek besinlere ne zaman geçildiği
  • Ek besinlere başlama tarihi
  • Anne ve bebeğin kan grubu
  • Bebeğin doğum kiloso, boyu ve baş çevresi
  • Hipotiroidi ( tiroit hormon eksikliği ) ve metabolik hastalık varlığı
  • Kalça çıkıklığı
  • Bebeğin görme ve işitmesi
  • Vitamin kullanımı
  • Büyüme gelişmesi
  • Norolojik gelişimi
  • Enfeksiyon varlığı ve enfeksiyonlara karşı korunma
  • Anemi ( kansızlık ) varlığı

2 Ailelerin çocuk bakımı açısından biyolojik ruhsal ve sosyal konularda bilgilendirilmesi, yönlendirilmesi ve desteklenmesi sağlanır.

3 Anne sütü önemi anlatılır ve anne sütü ile beslenme desteklenmesi

  • Anne sütü bılesımı ilk 6 ay d vitamini hariç bebegın tüm gereksinimlerini karşılayacak niteliktedir
  • Besinsel immünolojik ve pısıkolojık faydaları vardır
  • Anne sütunun sindirimi kolaydır ve böbrek yükü azdır
  • Anne sutu ile beslenen hastalarda solunum ve sindirim sistemi enfeksiyonları daha azdır
  • Her an hazır bebeğe uygun ısıda ve sterildir
  • Ayrıca ekonomiktir
  • Anne bebek arasındaki bağın guclenmesını sağlar
  • Beyinsel gelişim ıcerıgınde kı yağlardan dolayı daha iyi olmakta
  • Anne sütü alan bebeklerde ilerki yaslarda obezıte, allerjı, kanser, diyabet gibi hastalıklar daha nadir görülmekte

4 İlk 6 ay anne sütü ile beslenmenin sağlanması

Bebeğinizi sık sık emzirin. İlk günlerde gelen az miktardaki sarı renkli sütünüzün ismi kolostrum olup bebeginizin gelişimi ve mikroplara karşı korunmasında oldukça faydalıdır.Kolostrum protein ağırlıklı olup rengini bu koruyucu proteinler vermektedir.

Sık emzirerek bebeğinizi : Mikroplara karşı korumuş Yenidoğan sarılığını engellemiş Bagırsaklarda vucuda faydalı laktobasillus bifidus ismi verilenmikropların yerleşmesini Sütünüzün artmasını sağlamış olursunuz. Bebegimizi ilk 6 ay anne sütü ve D vitamini dışında ek besin maddesi vermeyiniz. Su, şekerli su, bal, reçel, pekmez, çay ve mama gibi besinlerin verilmesi,bebeginize en faydalı besin maddesi olan anne sütünün azalmasına ve zamanla kesilmesine, sağlıksız beslenmesine ve ileride gelişecek besin alerjisine sebep olursunuz

5 Her şeyi yiyebilir duruma gelene kadar beslenmenin düzenlenmesi

6 Büyüme ve gelişmenin izlenmesi

7 Asıların uygulanması

8 Erken tanı için tarama testlerinin ve özel degerlendirilmelerin yapılması

cocuk-cerrahisii

Çocuk Cerrahisi

Çocuk Cerrahisi yenidoğan döneminden erişkinliğe kadar olan çocukluk çağına ait (0-18 yaş), doğumsal veya edinsel solunum, sindirim ve boşaltım sistemlerini ilgilendiren cerrahi hastalıkların tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayan bir bilim dalıdır.Bu hastalıklardan cerrahi yaklaşım gerektirenler, ilgili konulara özgü tanı ve tedavi yöntemlerini belirleyen ve uygulayan çocuk cerrahları tarafından değerlendirilmeli ve gerçekleştirilmelidir. Peki yenidoğan bebeklerinde durum nasıldır? Yeni doğan bebekler ilk ayında neden bir Çocuk Cerrahına muayene ettirilmelidir? Yeni doğan bebeklerle ilgili olarak yenidoğan sünneti ile başlayabiliriz. Her açıdan avantajlı olan yenidoğan sünnetine hazırlık, bir ön muayene ile gerçekleşebilir. Erken sünnet gerektiren problemler saptanır. Sünnet olması sakıncalı olan bebekler belirlenir. Yenidoğan sünnetinin avantajları çoktur. Çabuk iyileşir. Daha az acı çeker. İltihap riski azdır. Nekahati kısa olur ve sünnet sonrası bakımı çok basittir.

Çok az ağrı kesiciye ihtiyaç olur. Kan hastalığı bile olsa kanama riski çok azdır. Sünnet derisinin kaybından dolayı oluşan olumsuzluklar çok az görülür ve anne sütünün yara iyileşmesine katkısı büyüktür.ebeklik çağının kendine has fizyolojileri, hastalıkları vardır ve bu çağda görülen hastalıklar, farklı dönemlerde farklıözellikler göstermemektedir.

Göbek problemleri:
*Akıntılı göbek
*Göbek granulomu
*Göbek polibi
*Göbek iltihabı
*Göbek kanaması
*Düşmeyen göbek
*Göbek fıtığı

Yapılacak çocuk cerrahisi muayenesiyle çocuklarda çok yaygın olan kasık problemleri (Kasık fıtığı, İnmemiş testis) erken yakalanarak tedavisinde gecikme yaşanmayacaktır. Yutkunma , emme sorunu oluşturan dil bağı ortaya konarak,konuşma ve beslenme problemleri erken önlenebilir. Ayrıca Sakral gamze gibi sinir sistemi problemlerini işaret eden problemlerin çok önceden saptanararak teşhis ve tedavi kolaylığı kaçırılmamış olur” dedi.

Kabızlık problemi yaşayan bebeklerin büyüme gelişiminin etkilenirler. Bu problemle birlikte bebeklerin iştahınınazaldığını, idrar yolları etkilenir, kaka kaçırma gibi problemlere yol açabileceği gibi en önemliside ameliyatsız çözülmeyecek bir hale gelebileceği unutulmamalıdır.