Etiket arşivi: çocuk hastalıkları

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Çiş Kaçırma

İdrar torbasının kontrolünün olmamasına bağlı gece veya gece gündüz farkında olmadan çocukların çişini kaçırmasına enürezis denir. Genellikle 5 yaş üstü çocuklar için kullanılan bir terimdir. Çocuklarda idrar torbası kontrolü gündüzleri 2 yaşında geceleri 2,5 yaşında kazanılır. Bazı çocuklarda bu süre bir miktar daha uzayabilir. Genel hatları ile çiş kaçırmadan bahsedip sıklıkla geceleri idrar kaçırmadan bahsedeceğiz.

 

Tanımlar

Primer enürezis: Çocuğun idrar torbası kontrolünü o zamana kadar sağlayamamış olması

Sekonder enürezis: Çocuğun yaşına kadar en az 6 ay çiş kaçırmadığı dönemin  bulunması

Noktürnal enürezis: Çocuğun sadece geceleri çiş kaçırması

Diürinal enürezis : Çocuğun gece gündüz çiş kaçırması

 

Çocuklarda sıklıkla gördüğümüz tipi primer noktürnal enürezistir. Yani, bulunduğu yaşa kadar sürekli sadece geceleri çiş kaçırma tipidir.

 

Sebepleri

Primer noktürnal enürezisin ( gece çiş kaçırma ) sebebi tam olarak  bilinmemektedir. Farklı varsayımlar öne sürülmüştür. Genel olarak bu prensipler idrar torbasının fazla dolmasına sebep olacak durumlar ve uykuya dayandırılmıştır. Birçok çalışmada gece idrar kaçırmanın derin uyku ile bağlantısı gösterilirken farklı çalışmalarda idrar torbası kapasitesinin azlığı veya gece idrar tutmayı sağlayan vücutta arka hipofizden salgılanan ADH ismi verilen hormon eksikliğine bağlı olduğu gösterilmiştir.

Gündüz idrar kaçırmanın sebebi idrar torbası kaslarının düzensiz çalışmasına bağlıdır. Genellikle çocuklarda oyuna dalma veya herhangi bir şeye çok fazla konsantre olması sonrası tuvalet ihtiyacını önemsememesi sonrası olur.

Sekonder enürezis ( sonradan çiş kaçırma ) diğer tip idrar kaçırmalara göre sebebi belli ve tedavisi daha kolay bir hastalıktır. Nadir görülür ve  genellikle psikolojik sebeplere bağlıdır.

Anne babasında çiş kaçırma hikayesi olan ailelerin çocuklarında enürezis sıklıkla gözüken bir durumdur dolayısı ile ailesel geçişli bir durum olduğu anlaşılır. Beş yaşındaki çocukların % 20, 7 yaşındaki çocukların %10, 10 yaşındaki çocukların %5’inde primer gece enürezisi mevcut olup erişkinlerin %1’inde devam eder. Primer noktürnal enürezis erkeklerde bayanlara göre iki kat daha sık görülür gündüz idrar kaçırmaları ise bayanlarda daha sıktır. Düşük sosyoekonomik durum eğitim düşüklüğü yakınmaların sıklığını arttıran faktörlerdendir.

Ayırıcı tanı

Bazı hastalıklar ve durumlar idrar kaçırma şikayeti ile karşımıza çıkabilir. Bunlar:

 

  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • Şeker hastalığı
  • Diabetes insipidus ( ADH hormon eksikliğine bağlı böbreklerin sıvı tutamaması )
  • Yapısal böbrek ve idrar torbası hastalığı
  • Vücut orta hat hastalıkları
  • Fazla kafein, çay, kahve alımı
  • Kabızlık
  • Hiperpotasemi, hiperkalsemi ve hiperglisemiye neden olan durumlar

karşımıza idrar kaçırma şikayeti ile çıkabilir.

 

Dikkat edilecek noktalar

Çocuğunuzda

İdrar kaçırma ne zamandan beri olduğu

İdrar kontrolü oldumu, olduysa çocuğunuz ne kadar zaman çişini kaçırmadan kuru kaldı

İşeme şekli ( kendini sıkma, damlatma, ağrılı işeme gibi )

Kaka kaçırma var mı ? ( kaka kaçırma şikayeti eşlik ediyor ise orta hat hastalıkları olabilir )

Daha önce geçirilmiş idrar yolu enfeksiyonu hikayesi var mı?

Davranış ve gelişim problemi varlığı

İlaç kullanımı varlığı ( bazı ilaçlar fazla idrar çıkışına neden olur )

Akşamları fazla sıvı alım varlığı

Stres faktörleri varlığı ( en sık sebep yeni doğan kardeş ve okula gitmedir )

Ailede enürezis varlığı

Uyku problemi varlığı önemli faktörlerdir.

Tetkikler

Tam idrar tahlili

Üriner usg ( pre-post miksiyonel, idrar torbası kapasitesi, anatomik problemler ve

rezidü varlığı için )

Kan şekeri

Kalsiyum düzeyi

Potasyum düzeyi

Spinal MRI ( orta hat defekti düşünülüyor ise )

Ürodinami ( mesane kasılmasını değerlendirme için )

 

Tedavi

Primer noktürnal enürezis için çocuğunuza güven verin ve destekleyin. Asla cezalandırma yöntemine gitmeyin. Almanız gereken bir takım önlemler ve tedbirler var onları uygulayın. Bunlar: akşamları sıvı alımını azaltmak, gece iki kez tuvalete kaldırmak ve kuru kalktığı sabahlarda onu onurlandıracak kendisine güvenini arttıracak bir jestte bulunmak.

Altta yatan idrar kaçırmasına neden olan bir sebep var ise öncelikle bu durumun düzeltilmesi gerekir.

Belli bir süre aldığınız önlemlere rağmen, çocuğun kendi tuttuğu skalalarda idrar kaçırma şikâyeti aynı sıklıkta devam ediyor ise medikal tedaviler verilir.

 

 

 

obezite

Obezite

  • Yağ dokusunun vücut ağırlığına oranla artmasına obezite denir.
  • Kilo artışı yağ dokusu hacmini oluşturan adipositlerin  (yağ dokusu hücresi ) sayı ve hacimlerinin artışı ile alakalıdır.
  • Şişmanlık hipertansiyon, kardiovasküler hastalık, tip 2 şeker hastalığı, kalıcı hasarlı eklem hastalığı gibi hastalıkların ortaya çıkması ve hayat süresinin kısalmasına neden olur.
  • Normal kilo ile şişmanlık ayırımında birçok yöntem kullanılmakla birlikte en sık kullanılan vücut ağırlığının boyuna uyan ideal ağırlığına göre yüzde ifadesidir.
  • Sık kullanılan başka bir indekste body mass indekstir. Kilo / boyun metrekaresi şeklinde hesaplanır.
  • Şişmanlık dünyanın birçok ülkesinde belirgin bir artış göstermektedir. Gelişmiş ve  gelişmekte olan ülkelerde çocukluk döneminde oranları artarak önümüze çıkan önemli problemlerden biridir.

 

Sebepleri:

Yetersiz park ve spor alanları

Apartman yaşamı

Okul ulaşımının servislerle yapılıyor olması

Çocukların evde kalış süresini arttıracak bilgisayar ve TV programları

Fast food beslenme

Doğal besinlerin azalması

Genetiği değiştirilmiş besin maddeleri

 

Etiyoloji :

Tüketilenden daha fazla enerji alınması şişmanlığın nedenidir. Bu şişmanlığa ekzojen obezite denir. Genetik yatkınlık, çevresel faktörler ve psikolojik faktörler sebepleridir. Anne-babası aşırı kilolu olan çocukların obez olma riski % 90, her ikisinden birisinin kilolu olma durumunda obez olma riski % 70’dir. Beslenme kültüründeki değişiklikler, hızlı yenebilir yüksek kalorili besinler yaygınlaşmış ve maliyetinin ucuz olması, yeterli meyve ve sebze tüketiminin olmaması, su yerine yüksek kalorili şekerli içeceklerin tüketilmesi, öğünlerin azaltılıp çak fazla ara öğün şeklinde yemek yenmesi obezite riskini arttırmaktadır. Aile içi problemler, okul başarısızlığı, sosyal çevreye katılamama, arkadaş edinememe ve arkadaş çevresinden uzaklaştırılma çocukları fazla beslenmeye yöneltir. Kilosu artan çocuk aldığı kilolardan dolayı sosyal ve aile çevresinden olumsuz yönde daha fazla etkilenip kısır döngüye girerek yemek yemesini arttırır.

 

Klinik bulgular :

Çocuklarda obezite her yaşta karşımıza çıkmakla birlikte en sık karşılaştığımız dönem

1 yaş, 5-6 yaş ve ergenlik dönemidir. Şişman erkek çocuklarda göğüste toplanan yağ dokusu yalancı jinekomasti ( erkekte gelişen meme dokusu ) ye neden olur. Özellikle karın, baldır ve kalça bölgelerinde sitria adı verilen ciltte çatlaklara neden olur.  Penis normal olmasına rağmen yağ dokusu içine gömülmüş olduğundan küçük gözükür.

Bacak sürtmelerine bağlı pişikler, bacaklarda ortopedik problemler ve güç yürüme karşılaştığımız diğer problemlerdir.

Çok aşırı kilolu çocuklarda kalp yetmezliği, nefes alamama, solunum yetmezliği gibi ağır klinik tablolar geliştirebilir.

 

Şişman çocuklarda serbest yağ asitleri, gliserol, keton düzeylerinde artmıştır. İnsüline (şekerin hücresel düzeyde kullanılmasını sağlayan pankreastan salınan bir hormon ) direnç vardır.

 

Obezite ile birlikte olan hastalıklar:

 

Hipotiroidi

Büyüme hormonu eksikliği

Cushing sendromu

Kraniofarangioma

Hipotalamik sendromlar.

 

 

Tedavi :

Obezite ömür boyu devam edecek tedavi edilemeyen ancak kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Öncelikli olarak çocugunuz pediatrik bir muayanesi yapılıp gelişimi boy ve kilo olarak elimizde bulunan indekslerden değerlendirilecek. Eğer çocuğunuzun kilosu boyuna göre ideal ağırlığının % 120’sinden fazla çıkarsa kilo fazlalığı var demektir. Eşlik edebilecek hormonlara bağlı hastalıklar açısından değerlendirilip sizi diyetisyenle birlikte takip etmeye başlayacağız. Bu hastalık sağlık personeli hasta ve aile iş birliği ile takip edilecek. Öncelikli olarak çocuğunuzun beslenme alışkanlıkları ve aktivitesi ile ilgili değerlendirme yapılacaktır. Sonra alışkanlıklarını değiştirme noktasında hangi aşamada olduğu tespit edilecek. ( Değişime dirençli ve hazır olmayan, değişime hazır nasıl yapacağını bilmeyen, değişime başlamış bazı engellere takılmış hasta )  bu aşamalardan sonra çocukların büyüme ve gelişmesi göz önüne alınarak yaşa uygun günlük ihtiyacı ve içeriğini karşılayacak şekilde danışmanlık hizmeti verilecek. Çevresel faktörler düzenlenmeli psikolojik faktörler uzaklaştırılmalıdır. Alışkanlığı kolay bir şekilde değiştirmek için sağlıklı bir diyet konusunda bilgiye, problemi çözme yeteneği, değişikliğe motivasyon, hedef ve pekiştirme gereklidir. Bu hastalıkta hekimin rolü; çocugunuz bizim için çok önemli. Sağlıklı bir erişkin olması için ruhsal bedensel ve zihinsel anlamda en iyi şekilde yetişmesini sağlamak ve riskli durumları önceden tespit edip önlemleri almaktır. Size bir takım tavsiyelerimiz olacak ve sizi takip edeceğiz.

 

 

 

HASTANEMİZİN KİLO PRBLEMİ OLAN ÇOCUKLARLA İLE İLGİLİ

HİZMETLERİ :

 

Hastanemizde obez çocuklarla ilgili ayrı bir kilinik takip yapılmaktadır. Çocuk hastalıkları ve diyet bölümü ile birlikte takip edilmekte olan hastalarımızın

  • beslenme alışkanlıkları günlük aktiviteleri değerlendirilir
  • çocuk hastalıkları polikliniğinde muayenesi yapılır
  • Altta yatabilecek hormon hastalıkları için tetkikleri alınır.
  • diyet bölümü tarafından görülür.

Hastalarımızın belli aralarla yapılan kontrollerle  uyum sağlay  sağlamadığı

değerlendirilir, bir takım değişikliklere uyum sağlaması için motive edilir.

 

 

 

cocuklarda-karin-agrisi_280_111

Karın Ağrısı

Sebebi yaş gruplarına göre değişen, eşlik eden şikayetlerin bulunmasına göre değişenken klinik tablo ile seyreden, hafif veya hayati risk teşkil edecek tablolarla karşımıza çıkan nonspesifik çocukluk çağı sık şikayetlerinden birisidir. Akut ağrı ve kronik ağrı olmak üzere ikiye ayrılır. Akut ağrı altta yatan ciddi bir hastalığın bulgusudur ve cerrahi gerektiren hastalıklar kronik ağrı yapan durumlara göre daha sık sebep olur. Yerleşimine göre belli bir bölge veya bütün karında hissedilen bir şikâyet olabilir.  Karın dışı diğer organ veya doku hastalıklarda yansıma yaparak karın ağrısına neden olur.

 

SEBEPLER

Anatomik ve doğumsal sebepler

  • Fıtıklar
  • Bağırsakların iç içe geçmesi
  • Bağırsakların kendi etrafında dönmesi
  • Yumurtalıkların dönmesi

 

Enfeksiyonlar

  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • Sindirim sistemi enfeksiyonları
  • Dalak büyümesi enfeksiyona bağlı
  • Boğaz ve orta kulak enfeksiyonu
  • Karın içi boşluklarında iltihap
  • Zatüriye
  • Apendisit
  • Kolesistit ( safra kesesi iltihabı )
  • Karaciğer iltihaplanması ( hepatit )
  • Mezenterik lenfadinit ( batın içi lenf bezlerinde şişme )
  • Özefajit ( yemek borusu iltihabı)
  • Gastrit ( mide iltihaplanması )

Toksinler

  • Yakıcı madde içimi
  • Kurşun zehirlenmesi
  • Mantar zehirlenmesi

Travma

  • Çocuk istismarı
  • Araç kazaları
  • Düşme çarpma
  • Bağırsaklarda yırtık
  • Dalakta yırtık

Tümör

  • Karın içi tıkanmaya neden olan iyi veya kötü tümörler
  • Lösemi
  • Lenfoma

Fonksiyonel

  • Fonksiyonel karın ağrısı
  • Depresyon

 

Diğer

  • Şeker hastalığı koması
  • Safra kesesi taşı
  • Böbrek taşı
  • Kabızlık
  • Over kisti
  • Kan yıkım krizi

HASTAYA YAKLAŞIM

 

Akut ağrısı olan hastalar acil olarak değerlendirilip ağrının sebebi kısa şikâyet alma, değerlendirme ve gerekiyorsa tetkik edilip tanısı konmalıdır. Uzun süredir bu şikâyeti olan hastadan detaylı bilgi alınması gerekir.

 

Bilgilendirmede dikkat edilmesi gereken durumlar:

Ağrının yerleşim yeri

Ağrının ne zaman başladığı

Ağrının şekli

Ağrının gece gündüz hafta içi hafta sonu seyri

Eşlik eden şikâyet varlığı

Kusma

İshal

Kabızlık

Popo kaşıntısı

Ateş

Çiş yaparken yanma ağrıma

Ağızdan salya akıntısı

Günlük aktiviteyi nasıl engellediği

Kendiliğinden geçmesi

Yemekle ilişkisi

 

Fizik muayene

 

Bağırsak seslerinin artmaması için önce stetoskopla dinlenir

El ile ağrının lokalizasyonu yapılır( yerel veya genel ağrı )

Hassasiyet, şişlik, savunma var mı?

Karın içi organlarda büyüme var mı?

Bağırsak seslerinde değişiklik var mı?

Boğaz ve ortakulak muayenesi yapılır

Akciğer sesleri dinlenir

Anal muayene yapılır.

 

Tetkikler:

Hemogram: iltihap varlığını, kan kaybını ve kan yıkımını gösterir

Sedimantasyon: iltihaplı genel bir hastalık varlığını gösterir

İdrar tahlili: idrar yolu enfeksiyonu, şeker hastalığı, taş ve kumu gösterir

Ayakta direkt batın grafisi: bağırsaklarda tıkanıklı, yabancı cisim yutma ve taşı gösterir

Batın ultrasonu: apandisit, bağırsakların iç içe geçmesi, tüm batın içi organlarda patolojik

değişikliği gösterir

gaita tetkik: solucan varlığı

 

Eğer yapılan tetkiklerde sonuca ulaşılamaz ise şüphelenilen hastalığa yönelik veya tanısal amaçlı farklı tetkikler yapılabilir.

 

 

 

 

 

astım

Astım

Geçmeyen öksürük şikâyeti ile gelen çocuklarda sık karşılaştığımız hastalıklardan birisidir. Kısa tanımı, spesifik bir alerjenin sebep olduğu, aile hikayesi bulunan, ataklar şeklinde seyreden,  öksürük, hırıltılı solunum ve nefes alamama kliniğine sahip alerjik akciğer hastalığıdır. Bu tanım çok önemlidir. Ömür boyu sürecek ve beklide kendinden sonraki nesillere aktaracağı bu hastalığı doğru tespit etmek insanları yanlış etiketlememek gerekir.    Yukarıda tarif edildiği gibi ataklar şeklinde seyreden şikayetlerin olması gerekir ki buda hastalığın kronik bir hastalık olduğunu gösterir. Özellikle süt çocukluğu döneminde sık karşılaştığımız enfeksiyonların, reflünün, konjenital kalp hastalıklarının ve anatomik problemlerin sebep olduğu bronşiolit adını verdiğimiz hızlı soluk alıp verme ve öksürükle seyreden hastalıkla karıştırmamak ve alerjik sınıfa sokmamak gerekir.

 

Genetik bir hastalıktır, klinik tablolar farklı derecelerde karşımıza çıkabilir. İlaçlara çok iyi yanıt verir, ataklar şeklinde seyreder. Hastalık ergenlik döneminde artan cinsiyet hormonları ile klinik olarak baskılanır ancak geçici bir hastalık değildir. İleriki yaşlarda araya giren tetikleyici faktörler hastalığın klinik olarak tekrar karşımıza çıkmasına neden olur. Atakları çocuklar ayaktan hafif öksürükle geçirebileceği gibi, hayati ciddiyet teşkil eden çok ağır vakalar şeklinde de kendini gösterebilir.  Klinik tablonun ( şikayetler ) ortaya çıkması sadece testlerle gösterilmiş alerjenle karşılaşma sonrası olması gerekmiyor. Hastalığı provoke eden tetikleyici faktörler vardır ki bu faktörler aynı şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu durumlar aşağıda sıralanmış olup, yaş grubuna göre önceliği değişmektedir.

 

Provake edici faktörler:

Enfeksiyonlar

Hava kirliliği

Sigara dumanı

Stres

Soğuk hava

Ağır egzersiz

Alerjen veya tetikleyici faktörler normal insanlardan farklı olarak astımlı hastaların akciğerlerinde anormal yanıta neden olur. Borucuklar şeklinde bronşlarda daralma ve anormal balgam üretimi öksürük ve nefes alamama şikayetinin sebebidir.

 

Astım  çocukların psikolojik, ve fiziksel gelişimine olumsuz yönde  etkisi vardır. Ayrıca ailelerini oldukça huzursuz ve tedirgin edici bir hastalıktır. Uzun süreli bir hastalık olan astımda, yapılması gerekenlere ve tedaviye uyum sağlar, gerekli önlemleri alırsak toplum içerisinde hayat standartları artmış sağlıklı astımlı bir çocuğa sahip oluruz. Çocuğunuzun soluduğu hava yaşam kalitesini belirleyecek. Toplumda yer edinebilmesi, günlük aktivelerini yapabilmesi, kendini kısıtlamamsı, çok ağır klinik tablolar yaşamaması için çocuğunuzun bu hastalığını, hekiminizle el ele vererek ve uyum sağlayarak çocuğumuza yardımcı olalım.

 

Bu hastalık ne gibi sonuçlara neden olmakta aşağıda sıralanmıştır.

 

Hastalığın neden olduğu sonuçlar nelerdir?

  • Günlük aktivite azalması
  • Çabuk yorulma
  • Uyku bozukluğu
  • Huzursuzluk
  • Uyuyamama
  • Kendini soyutlama akranlarından uzaklaşma, kendini dışlama
  • Anne babada huzursuzluk
  • Ailede tedirginlik ve arayış içerisinde olma
  • Çocuklarda güven eksikliği
  • İçine kapanıklık
  • İştahsızlık
  • Büyüme gelişme geriliği
  • Hırıltı
  • Hızlı soluk alıp verme
  • Gülerken ağlarken öksürük krizi
  • Spor yapamama
  • Sık hastaneye yatış
  • Okula devamsızlık, okul başarısında düşme

Hangi çocuklarda astım hastalığı olabileceği düşünülmeli?

  • Geçmeyen öksürüğü olan
  • Ailede astım hastası olan
  • Tekrarlayan nefes alamama ve hırıltı ile seyreden öksürüğü bulunan
  • Ataklar arası gayet sağlıklı olan
  • Alerji ilaçlarına yanıt veren hastalarda düşünülmelidir.

Astım tedavi edilebilir bir hastalık mı?

Hastalık alınan önlemler ve tedaviye uyumla kontrol altında tutulabilir ve zamanla klinik olarak geçen bir hastalıktır. Ancak ileri yaşlarda erişkin astımı olarak karşımıza çıkabilir.

 

Bronşiolit geçiren 1 yaş altı çocuklarda astım riski nedir?

Bronşiolit geçirmemiş çocuklarda risk ne kadar ise bronşiolit geçiren bebeklerde de aynıdır. Burada önemli olan tekrarlayan şikâyetlerin olması ve ailede astımlı birisinin bulunmasıdır.

Ayırıcı tanı:

  • Pnömoni ( akciğerin mikrobik hastalığı )
  • Bronşiyolit
  • Sinüzit
  • Akciğerde yabancı cisim
  • Gastroözefageal reflü ( mide içeriğinin akciğere kaçağı )
  • Doğuştan kalp problemleri
  • Bağışıklık sistemi zayıflığı ile seyreden hastalıklar
  • Anatomik akciğer hastalıkları

 

Muayene bulguları:

Astımlı hastaların şikayetlerinin olduğu zaman tespit edilen muayene bulguları

Hızlı soluk alıp verme

Sesli soluk alıp verme

Nefesinin uzaması

Hırıltı ve hışıltı

Burun kanadı solunum

Solunum kaslarında vücudun içine doğru çekilme

Göğüs kafesinde öne doğru büyüme

Yüzde şişlik

Büyük çocuklarda tedirgin ve korku dolu bir bakış

Dudaklarda kuruluk

Minimal aktivitede bulunma

 

Hastaların ataklar arası dinleme bulguları normaldir. Ancak farklı alerjik hastalıkları var ise bunlar tespit edilebilir

Ciltte kuruluk

Ciltte kaşıntı izleri ve kabarıklık

Göz altlarında morluk

Burun tıkanıklığı ve kaşıntısı

Burun mukozasında solukluk

Geniz akıntısı

Parmaklarda çomaklaşma

Burunda polip

 

Astımlı çocuklarda sık gözüken hastalıklar?

Üst solunum yolu enfeksiyonu

Sinüzit

Farenjit

Alerjik rinit

Egzama

Besin alerjisi hastalıkları

Uyku bozukluğu hastalıkları

 

Sadece geçmeyen öksürüğü olan çocukta astım hastalığı olabilir mi?

Astımlı hastaların klinik tabloları çok değişkendir. Çok hafif şikâyete neden olabilirken hayati ciddiyet taşıyan ağır seyredebilecek klinik tabloyla da karşımıza çıkabilir. En belirgin klinik tablosu hızlı soluk alıp verme ve öksürüktür. Ancak bazı çocuklarda çevresel irritanlar sadece geçmeyen öksürük şikâyetine neden olur.

 

Astım hastalığının ağırlığını belirleyen faktör nedir?

Klinik tablonun ağırlığını belirleyen solunum sıkıntısıdır. Solunum sıkıntısı olan hasta hastane ortamında solunumu rahatlayana kadar tutulur.

Klinik olarak hastalık nasıl iyileştirilir?

Çocuğunuza astım tanısı konduktan sonra uzun süreli bir takip süreci başlayacaktır. Atakları geçirmemesi, geçirirse hafif geçirmesi ve şikâyetlerin en aza inmesi için size bir takım önlemler olacak ve uzun süre kullanması için bir takım ilaçlar verilecektir. Şikâyetsiz uzun bir dönem geçirdikten sonra ilaçlar azaltılarak kesilecektir.

Astımlı hastalarda alınacak önlemler nelerdir?

Öncelikli olarak astımlı hastaların tespit edilmiş alerjenle temas etmemesi gerekir. Ailelerin astım hastalığında şikayetleri arttıracak faktörleri ve bu faktörlere karşı nasıl önlemler alması gerektiğini çok iyi bilmesi gerekir. Bunlar:

Sigara dumanı maruz kalmama

Soğuk hava direkt maruz kalmama

Polenler maruz kalmama

Havası kirli ortamlarda bulunmama

Solunum yolu ile alınacak kimyasal ajanlara maruz kalmama

Yün yatak yorgan, yastık kullanmama

Evde tüylü hayvan beslememe

Yatak odasında yüzeylerin azaltılması

Nevresimlerin haftalık kaynar suda yıkanması

Havalandırma ve klimaların kullanımına ve bakımına dikkat edilmesi

Yatak odasında halı kullanılmaması

Yatak odasının günlük yüzeylerin silinmesi

Yatak odasının günlük havalandırılması

Evde nem ve rutubetin olmaması

Hasta kişilerle temas etmemesi

Hasta kişilerle aynı ortamda bulunmaması

Ağır egzersiz yapmaması

Salon sporları yapmaması

Toprak alanlarda koşmaması

Aşılarını tamamlamış olması

İlaçlarını doktor kontrolünde düzenli olarak kullanması

şeklinde sıralanabilir.

 

Astım ilaçları bağımlılık yapıyor mu?

Astım ilaçları bağımlılık yapmaz. Solunum yollarının açık kalması ve balgam oluşmaması için size verilen ilaçları düzenli olarak her gün kullanmanız gerekir.

 

 

 

 

 

 

cocuk-takibi-k_280_111

Sağlıklı Çocuk Takibi

Sağlıklı çocuk takibi çocukların gelişimi bağışıklık sistemlerinin gelişmesi metabolizmalarının kuvvetlenmesi salgın hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin güçlenmesi için çok önemlidir.

SAĞLIKLI ÇOCUK TAKİBİ NEDEN ÖNEMLİDİR

1 Sağlıklı çocuklarda riskli durumların belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması.

a: Doğum öncesi olan riskli durumlar :

  • Ailede ailesel geçişli bilinen bir hastalık varlığı
  • Akraba evliliği varlığı
  • Annede ölü doğum düşük veya sakat çocuk varlığı
  • Annede madde bağımlılığı
  • İlaç, alkol, sigara kullanımı
  • Önceki doğumlarda kan uyuşmazlığı ve buna bağlı gelişen sarılık varlığı
  • Önceki doğumda rh uyuşmazlığı var ise anti rh immunglobulin yapılmısmı
  • Anneden bebeğe geçebılecek mikrop taşıyıcılığı varlığı
  • Gebelik takıplerınde tarama testlerınde veya ultrasonografık
  • Takiplerınde herhangı bır problem varlığı

b: Doğum anında oalan riskli durumlar :

  • Doğum şekli. Sezaryan ile doğumlarda uyutma amaçlı anneye verilecek ilaçlar yenidoğan bebekte solunum baskılanmasına neden olabilir veya normal doğuma göre hızlı bir eylem olduğu için bebeğin akciğerlerinde bulunan anne karnında ki sıvıyı çıkaramayıp yaş akciğer diye adlandırılan solunum sıkıntısı ile seyreden tabloya neden olabilir.
  • Çoklu doğum. İkiz veya daha fazla sayıdaki bebek doğumları tek doğumlara göre bebekler açısından riskli durumlardır.
  • Müdaheleli doğumlar. Spontan olmayıp, medikal veya cerrahi müdahelere bağlı gelişen gebelikler doğuştan anomaliler açısından risk teşkil eder.
  • Erken doğum. 37 hafta öncesi bütün doğumlar erken doğum olarak kabul edilir. 37 hafta organ ve doku gelişimi için gerekli süredir.
  • Fetal distres. Bebeğin anne karnında sıkıntı ile karşılaşmasıdır. En sık sebebi bebek kordonunun boynuna dolanmasıdır. Bebek kalp atımlarının azalması ile anlaşılır.
  • Mekonyumlu doğum. Anne karnında gebeliğin uzaması veye sıkıntıya girmesine bağlı kakasını yapması. Doğum anında olursa akciğerlerine kaçıp pnömoniye ve bebeğin oksijensiz kalmasına sebep olabilir.
  • Asfiksi. Anne karnında, doğumda veya doğum sonrası bebeğin oksijensiz kalması, organlarda ve dokularda zarar meydana gelmesi.
  • Erken memran rüptürü. Doğum eylemi öncesi annenin sularının gelmesi. Bebeğin mikrop kapmasına naden olabilir.
  • Doğum eyleminde gelişebilecek hasarlar. Omuz kırıkları, düşük el, cilt kesileri, organ hasarları, kafa cildinde ödemlenme ve cilt altına kanama.
Doğumda farkedilen anatomik problemler .Yarık damak dudak, diafram hernileri (göğüs kafesini karından ayıran düz kasta olan fıtıklar ), omfalosel (göbekten cildin dışına doğru olan etrafı zarla kaplı fıtıklar ), parmak anomalileri, kalp anomalileri, sindirim sistemi boyunca herhengi bir parçasında doğumsal gelişememeye bağlı tıkanıklıklar, üriner sistemde idrarın boşalmasını engelleyen tıkanıklıklar.

c: Doğum sonrası olan riskli durumlar :

  • Doğum sonrası anne sütü alımı
  • Anne sütü alım süresi
  • Ek besinlere ne zaman geçildiği
  • Ek besinlere başlama tarihi
  • Anne ve bebeğin kan grubu
  • Bebeğin doğum kiloso, boyu ve baş çevresi
  • Hipotiroidi ( tiroit hormon eksikliği ) ve metabolik hastalık varlığı
  • Kalça çıkıklığı
  • Bebeğin görme ve işitmesi
  • Vitamin kullanımı
  • Büyüme gelişmesi
  • Norolojik gelişimi
  • Enfeksiyon varlığı ve enfeksiyonlara karşı korunma
  • Anemi ( kansızlık ) varlığı

2 Ailelerin çocuk bakımı açısından biyolojik ruhsal ve sosyal konularda bilgilendirilmesi, yönlendirilmesi ve desteklenmesi sağlanır.

3 Anne sütü önemi anlatılır ve anne sütü ile beslenme desteklenmesi

  • Anne sütü bılesımı ilk 6 ay d vitamini hariç bebegın tüm gereksinimlerini karşılayacak niteliktedir
  • Besinsel immünolojik ve pısıkolojık faydaları vardır
  • Anne sütunun sindirimi kolaydır ve böbrek yükü azdır
  • Anne sutu ile beslenen hastalarda solunum ve sindirim sistemi enfeksiyonları daha azdır
  • Her an hazır bebeğe uygun ısıda ve sterildir
  • Ayrıca ekonomiktir
  • Anne bebek arasındaki bağın guclenmesını sağlar
  • Beyinsel gelişim ıcerıgınde kı yağlardan dolayı daha iyi olmakta
  • Anne sütü alan bebeklerde ilerki yaslarda obezıte, allerjı, kanser, diyabet gibi hastalıklar daha nadir görülmekte

4 İlk 6 ay anne sütü ile beslenmenin sağlanması

Bebeğinizi sık sık emzirin. İlk günlerde gelen az miktardaki sarı renkli sütünüzün ismi kolostrum olup bebeginizin gelişimi ve mikroplara karşı korunmasında oldukça faydalıdır.Kolostrum protein ağırlıklı olup rengini bu koruyucu proteinler vermektedir.

Sık emzirerek bebeğinizi : Mikroplara karşı korumuş Yenidoğan sarılığını engellemiş Bagırsaklarda vucuda faydalı laktobasillus bifidus ismi verilenmikropların yerleşmesini Sütünüzün artmasını sağlamış olursunuz. Bebegimizi ilk 6 ay anne sütü ve D vitamini dışında ek besin maddesi vermeyiniz. Su, şekerli su, bal, reçel, pekmez, çay ve mama gibi besinlerin verilmesi,bebeginize en faydalı besin maddesi olan anne sütünün azalmasına ve zamanla kesilmesine, sağlıksız beslenmesine ve ileride gelişecek besin alerjisine sebep olursunuz

5 Her şeyi yiyebilir duruma gelene kadar beslenmenin düzenlenmesi

6 Büyüme ve gelişmenin izlenmesi

7 Asıların uygulanması

8 Erken tanı için tarama testlerinin ve özel degerlendirilmelerin yapılması

cocuk-cerrahisii

Çocuk Cerrahisi

Çocuk Cerrahisi yenidoğan döneminden erişkinliğe kadar olan çocukluk çağına ait (0-18 yaş), doğumsal veya edinsel solunum, sindirim ve boşaltım sistemlerini ilgilendiren cerrahi hastalıkların tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayan bir bilim dalıdır.Bu hastalıklardan cerrahi yaklaşım gerektirenler, ilgili konulara özgü tanı ve tedavi yöntemlerini belirleyen ve uygulayan çocuk cerrahları tarafından değerlendirilmeli ve gerçekleştirilmelidir. Peki yenidoğan bebeklerinde durum nasıldır? Yeni doğan bebekler ilk ayında neden bir Çocuk Cerrahına muayene ettirilmelidir? Yeni doğan bebeklerle ilgili olarak yenidoğan sünneti ile başlayabiliriz. Her açıdan avantajlı olan yenidoğan sünnetine hazırlık, bir ön muayene ile gerçekleşebilir. Erken sünnet gerektiren problemler saptanır. Sünnet olması sakıncalı olan bebekler belirlenir. Yenidoğan sünnetinin avantajları çoktur. Çabuk iyileşir. Daha az acı çeker. İltihap riski azdır. Nekahati kısa olur ve sünnet sonrası bakımı çok basittir.

Çok az ağrı kesiciye ihtiyaç olur. Kan hastalığı bile olsa kanama riski çok azdır. Sünnet derisinin kaybından dolayı oluşan olumsuzluklar çok az görülür ve anne sütünün yara iyileşmesine katkısı büyüktür.ebeklik çağının kendine has fizyolojileri, hastalıkları vardır ve bu çağda görülen hastalıklar, farklı dönemlerde farklıözellikler göstermemektedir.

Göbek problemleri:
*Akıntılı göbek
*Göbek granulomu
*Göbek polibi
*Göbek iltihabı
*Göbek kanaması
*Düşmeyen göbek
*Göbek fıtığı

Yapılacak çocuk cerrahisi muayenesiyle çocuklarda çok yaygın olan kasık problemleri (Kasık fıtığı, İnmemiş testis) erken yakalanarak tedavisinde gecikme yaşanmayacaktır. Yutkunma , emme sorunu oluşturan dil bağı ortaya konarak,konuşma ve beslenme problemleri erken önlenebilir. Ayrıca Sakral gamze gibi sinir sistemi problemlerini işaret eden problemlerin çok önceden saptanararak teşhis ve tedavi kolaylığı kaçırılmamış olur” dedi.

Kabızlık problemi yaşayan bebeklerin büyüme gelişiminin etkilenirler. Bu problemle birlikte bebeklerin iştahınınazaldığını, idrar yolları etkilenir, kaka kaçırma gibi problemlere yol açabileceği gibi en önemliside ameliyatsız çözülmeyecek bir hale gelebileceği unutulmamalıdır.

alerji_280_111

Alerji ve Hastalıklar

Çocuklarda allerjinin tanımı: Allerji, gelişmiş toplumlarda ve kentlerde yaşayan çocuklarda ön plana çıkan hastalıklardan birisidir.

Sıklıkla hafif şikayetlerle seyreden tablolara neden olduğu gibi hayatı tehdit edecek kadar ağır seyreden nadir klinik tablolarlada karşımıza çıkabilir. Özellikle hastalığa sahip bireylerde, toplum içinde rahatsız eden geçmeyen tekrar ederek seyreden şikayetlere neden olması sosyal hayatı ve günlük yaşamıolumsuz yönde etkiler. Geçmeyen öksürük, hapşuruk, kaşıntı, döküntü, ciltte kaşıntı, burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, boğazda yanma ve kuruma gibi şikayetler ile günlük hayatınızda sürekli sizinle olup toplum içinde hareket kısıklılığı, rahat davranamama, kendini kısıtlama, korumaya alma, normal olmayan dikkat çeken hareketler, çekingenlik gibi kişiyi sınırlayan ve rahatsız eden durumlara neden olur. Çocuklarda Allerjinin Kısa tanımı: sebebi tespit edilmiş spesifik allerjenlere, bunlar çevremizde bulunanan ağız yoluyla, solunum yolu ile veya temasla vucuda giren veya değen her şey olabilir, veya tespit edilmemiş faktörlere bağlı gelişen vucudun anormal şekilde kendisine zarar vererek geliştirdiği reaksiyonlardır.
ALLERJİK HASTALIKLAR NELERDİR ?
  • Egzema
  • Allerjik rinit
  • Allerjik bronşit veya astım
  • Ürtiker
  • Besin allerjisi
  • Anafaxi

 

HASTALIĞA NEDEN OLAN ALLERJENLER NELERDİR ?

Çevremizde bulunan her şey allerjiye neden olabilir. Yediğimiz yiğecekler, dokunduğumuz veya temas ettiğimiz maddeler, havadan solunum yolu ile aldığımız partiküller, kimyasal ve biyolojik ürünler biri veya bir çoğu şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bunlar içerisinde özellikle polenler, küfler, ilaçlar, ev tozu, inek sütü, tropikal meyveler, hayvan tüyleri, arı sokması, otlar, yumurta, balık, domates, kakao, çukulata, pensilin türevi ilaçlar, ilaç renklendiricileri, katkı maddeleri, yemek boyaları, kozmetik ürünler, cilt bakım ürünleri, metal takılar, giysiler en sık karşılaşılanlardır.

HANGİ HASTALIKLARLA BENZER ŞİKAYETLERE NEDEN OLUR ?
  • Gözler: Kimyasal irritanlara maruzkalma
  • Burun : Tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları
  • Burun tıkanıklığına yol açan ilaçlar
  • Sigara dumanına maruz kalma
  • Soğuk hava
  • Hava kirliliği
  • Sinüzit
  • Kistik fibroz
  • Akciğer : Mideden akciğerlere kaçak ( reflü )
  • Yabancı cisim aspirasyonu
  • Immun yetmezlik
  • Anatomik hava yolu defekti
  • Konjenital kalp hastalıkları
  • Kistik fibroz
  • Sigara dumanı hava kirliliği
  • Deri: Viral döküntüler
  • Otoimmun cilt hastalıkları
  • Fiziksel kimyasal irritanlar

 

ALLERJİ GEÇİÇİ BİR HASTALIK MI ?

Allerji hayatın farklı dönemlerinde klinik tablosunu göstererek karşımıza çıkan genetik bir hastalıktır. Bu hastalıklarda şikayetler: allerjen olduğu şeye veya tetikleyici faktörlere maruz kalma sonrası ortaya çıkar. Hastalık doğuştan itibaren vardır ölene kadar kişinin genlerinde bulunur ve bu hastalığı bir sonraki nesle aktarır.

ALLERJİDE ŞİKAYETLERİN ORTAYA ÇIKMASINA NEDEN OLAN TETİKLEYİCİ FAKTÖRLER NELERDİR ?

Cocuklarda neyin allerjiye neden olduğunu öğrenmek önemlidir ancak nedeni ne olursa olsun şikayetleri daha çok ortaya çıkartan provake edici faktörleri bilmek hastalığı kontrol altına almada ve şikayetleri daha hafif geçirmede daha önemlidir. Örneğin yapılan allerji testlerinde çam ağacı allerjisi veya kedi tüyü allerjisi tespit edilen çocukta çam ağacını hiç görmese veya kedi olan ortamda hiç bulunmasa dahi geçmeyen, tekrar eden şikayetlerle karşımıza çıkmakta ki bu noktada tetikleyici faktörlerin şikayetleri ortaya çıkardığını görmekteyiz. Çocuklarda ki hastalığın klinik tblosunun ortaya çıkmasına neden olan en önemli provake edici faktörler

  • Viral üst solunum yolu enfeksiyonları
  • Sigara dumanına maruz kalma
  • Soğuk hava
  • Bunun dışında, soğuk havaya direk maruz kalma, nemli rutubetli yaşam ortamları, ağır egzersiz, sıkıntı ve üzüntü, hava kirliliği, obezite, kimyasal ürünlerdir.

 

ALLERJİK HASTALIKLARIN BELİRTİLERİ NELERDİR ?Allerjik hastalıklar kronik hastalıklardır, mevsimsel özellikler gösterirler ve belli aralıklarla tekrar ederler. Büyük bir kısmında aile hikayesi vardır.
Allerjik akciğer hastalıkları( ASTIM )Özellikle kış aylarında, tekrar eden, geçmeyen spesifik allerjenin veya provake edici faktörlerin neden olduğu hızlı soluk alıp verme ,hırıltılı solunum ,geçmeyen öksürük ,şikayetleri ile başvuran allerjik bir akciğer hastalığı. Diğer belirtileri, nefes darlığı, burun kanadı solunum, morarma, yüzde şişme, yüzde kılcal damarlarda belirginleşme, yorgun olma.
Allerjik boğaz hastalıkları Özellikle kimyasal iritanlara soğuk havaya ve sigara dumanına maruz kalma sonrası ,boğaz yangısı,boğaz kaşıntısı,damak kaşıntısı,ile seyreden mevsimsel özellik göstermeyen bir hastalık. Diğer belirtileri geniz akıntısı, öksürük, boğaz temizleme ihtiyacıdır.
Allerjik göz kastalıkları (ALLERJİK KONJİKTİVİT ) Mevsimsel özellik gösteren özellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında olan polenlere ve viral enfeksiyonlara bağlı, kızarıklık,kaşıntı,göz yaşı akması,şişme,ile seyredengözlerde olan allerjik bir hastalıktır.
Allerjik sindirim sistemi hastalıkları ( BESİN ALLERJİSİ ) Mevsimsel özellikle alakası olmayan yediğimiz besinlerle alakalı mide ve bağırsaklarda meydana gelen,karın ağrısı,bulantı, kusma,ishal(kanlı veya kansız),ile seyreden allerjik sisdirim sistemi hastalığı. Diğer belirtileri, karın ağrısı, karında şişme, iştahsızlık, kabızlık, gaz oluşumu ve kokulu kaka yapmadır. Besin allerjisini besin intoleransı ile karıştırmamak gerekir. Besin intoleransı kendini eşlik eden baş ağrısı, hiperaktivite ve döküntü ile gösterir.
Allerjik cilt hastalıkları ( EGZEMA) Sık tekrar eden özellikle kimyasal maddelerle temas sonrası olan mezsimsel özellik göstermeyen,ciltte kaşıntı,ciltte parlaklık,ciltte döküntüleri,ile seyreden allerjik hastalık. Özellikle parmak uçları, yanaklar, vucutta kıvrım yerleri şikayetlerin sık olduğu bölgelerdir.
ÜRTİKER Sebebi tam olarak bilinmeyen, özellikle besinlere, enfeksiyonlara, kimyasal ürünlere ve sterese bağlı geliştiği düşünülen ciltte olan,kızarıklık,şişlik,kaşıntı,ile seyreden, kendiliğinden solan ve tekrarlayan allerjik bir cilt hastalığıdır.
ALLERJİK ÇOCUKLARDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR ?
  • Spesifik allerjen tespit edildiyse allerjenden uzak durma.
  • Yaşam yerlerinin nemli rutubetli olmaması
  • Yün yatak yorgan yastık kullanılmaması
  • Yün giysiler kullanılmaması
  • Çocukların bulunduğu ortamlarda sigara içilmemesi
  • Kımyasal boyalar ve bakım ürünlerine maruz bırakılmaması
  • Evde halıflex ve yün halı kullanılmaması
  • Yatak odasında yüzey kaplayan her şeyin kaldırılması
  • Kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanların evde bakılmaması
  • Yatak odasının günlük havalandırılması ve günlük yüzey temizliği
  • Yatak örtülerinin sıcak su ile haftalık yıkanması
  • Anne sütü ile 2 yaşına kadar beslenme
  • Katkı maddeli, boyalı besinler verilmemesi
  • Katkı maddeli, renklendirilmiş kimyasal ürünlerin hijyen amaçlı kullanılmaması
  • Hastalıklara karşı bağışıklanma için aşıların tamamlanması
  • Mevsimsel grip aşısının yapılması
  • Hasta kişilerle aynı ortamda bulunmaması
  • Hasta kişilerle temas etmemesi
  • Soğuk havaya direkt maruz kalmaması, atkı bere kullanması gibi allerjik
  • çocuklarda dikkat edilmesi gereken hususlardır.
ALLERJİK HASTALIĞI OLAN ÇOCUKTA BAŞKA RİSKLER Özellikle astımlı çocuklarda allerjik rinit sık karşılaşılan bir hastalıktır. Aynı şekilde allerjik riniti olan çocuklarda allerjik konjiktivit karşılaştığımız bir hastalıktır.
ASTIM ERGENLİK DÖNEMİNDE GEÇEN BİR HASTALIK MI ? Hastalık ergenlik döneminde artan cinsiyet hormonları ile klinik olarak baskılanır. Ancak bu hastalığın geçtiği anlamına gelmez. Hastalık ilerki yaşlarda tetikleyici faktörlere maruz kalma sonrası klinik olarak tekrar karşımıza çıkabilir.
cocuklarda-kansizlik_280_111

Kansızlık-Demir Eksikliği Anemisi

Demir kaynaklarının yetersiz olmasına bağlı, vucutta oksijeni dokulara taşıyan kırmızı kan hücrelerinin yetersiz yapılması tablosudur.Demir eksikliği anemisi çocuklarda en sık gözüken kansızlık tipidir.

Demir eksikliği anemisinin sebepleri? Besinlerle yetersiz demir alımı Alınan demirin sindirim sisteminden yetersiz emilimi Vucudun demir ihtiyacının artması Kan kaybı ile seyreden hastalıklar
Süt çocuklarında kan kaybının en önemli sebebi inek sütü allerjisidir. Ayrıca idrar ile kan kaybı, genç kızlarda adet kanaması ve adet düzensizlikleri, iltahaplı bağırsak ve mide hastalıklarıdır. Besinlerle alınan demirin bağırsaklardan emilimini engelleyen hastalıklar kansızlığa yol açar. Bunlar: çölyak hastalığı, iltihaplı bağırsak hastalıkları, uzamış ishale bağlı bağırsaklardan yüzey kaybı ve demir emiliminin engellenmesidir. Özellikle büyümenin hızlı olduğu dönemlerde vucudun demir ihtiyacı artar. Demir ihtiyacının arttığı durumlar: süt çocukluğu, erken doğum, çogul doğumlar, düşük doğum ağırlıklı bebekler, ergenlik dönemi ve gebeliktir. Ayrıca doğuştan kalp hastalığı, kronik hastalığı ve kronik enfeksiyonu olan çocuklarda demir ihtiyacı daha fazladır.
18800

Yenidoğan Yoğunbakım Komplikasyonları

1. Prematüre retinopatisi ( görme problemi ):

Düşük doğum ağırlıklı ve erken doğan bebeklerde görülen gözün retina (ağ) tabakasının damarlarının kontrol dışı çoğalmasına bağlı oluşan, nedeni tam olarak bilinmeyen ve değişik derecelerde görme kaybına yol açabilecek bir hastalık. Gebelik yaşı ve doğum ağırlığı küçüldükçe ROP gelişme sıklığı artar (Araştırmalarda 28 haftadan erken doğan bebeklerin %83’ünde, 31 haftadan küçük olan bebeklerin %30’unda ROP saptanmıştır).  Yoğun oksijen tedavisi, karbondioksit fazlalığı, periventriküler-intraventriküler (beyin içi veya beyin çevresi) kanama, kan değişimi ve kan transfüzyonu, uzun süre damardan beslenme, uzun süre yardımcı solunum aletinde kalma, nekrotizan enterokolit ( bağırsaklarda dolaşım bozukluğuna bağlı iltahap), doğumdan önce annenin kullandığı ilaçlar, annede yüksek tansiyon ya da şeker hastalığı, gebeliğin son üç ayında kanama, hamilelikte çok sigara içme, ikiz-üçüz doğumlar ROP gelişim riskini artırırlar. Bu hastalık retina damarlarının çoğalmasına göre 1’den 5’e kadar beş evrede değerlendirilir. Şiddetli ROP geliştiğinde göz doktorları tarafından ilk tanıdan sonraki 72 saat içinde lazer tedavisi yapılmaktadır. Evre 1-3’deki bebeklerin çoğunda hastalık kendiliğinden gerileyebilir. Ancak gerileme gösteren ROP’lu hastaların %55’inde 6-10 yıl içinde göz sorunları gelişmektedir. En sık rastlanan problemler; görme keskinliğinde azalma, miyop, şaşılık ve göz içi tansiyonu (glokom)dur.

2. Periventriküler-intraventriküler kanama (beyin içi boşluklara veya boşlukların çevresindeki beyin dokusuna kanama):

Düşük doğum ağırlıklı ve erken doğan bebeklerde görülen, beyindeki kan damarlarının olgunlaşmaması ve kanamaya eğilimli olması nedeniyle izlenen bir sorundur. Yapılan müdaheleler, resüstasyon girişimi, suni solunum cihazı kullanımı, surfaktan kullanılması, gebelik yaşı ve düşük doğum ağırlığı  gelişme sıklığını artırır. (500- 1500 gram arasındaki bebeklerdeki sıklığı %15’dir). En riskli dönem hayatin ilk bir haftası, özellikle de ilk üç gündür. Bu durum gelişen bebeklerde kanamanın ağırlığına göre kafa içindeki sıvının dolaşımında bozulmaya bağlı baş çevresinde büyüme, bıngıldakta genişleme ve eğer beyin dokusu içine kanama olmuşsa, kanama olan bölgeye göre farklı bulgular veren zihinsel ya da hareketlerle ilgili sorunlar gelişebilir.

3. Periventriküler lökomalazi (beyin dokusu gelişim bozukluğu):

Erken gebelik haftasında doğan bebeklerde kan basıncını ve beyin kan dolaşımını düzenleyen mekanizmaların henüz tam gelişmemiş olması nedeniyle ortaya çıkar. 1500 gramın altında doğan bebeklerdeki sıklığı %4-15 arasında değişir. Tanı beyin manyetik rezonans görüntülemesi ile konur. Klinikte her iki bacakta spastik tarzda kas güçsüzlüğü izlenir.

4.Nekrotizan enterokolit ( bağırsaklarda hasar ):

Bağırsak duvarının gelişmesini tamamlayamamış olması ve bebeğin bağışıklık sitemindeki zayıflık nedeniyle düşük doğum ağırlıklı ve erken doğan bebeklerde görülür. Bazen bağırsak kanlanmasının anne karnında bozulması, kan değişimi yapılması, göbek kateteri kullanılması yoğun ağızdan veya mideye takılan borular aracılığı ile beslenme ya da bebekte yapısal kalp hastalıklarının olması sonucunda zamanında doğan bebeklerde de izlenebilir. Anne sütü ile beslenme NEK riskini azaltır. Dışkıda kan olması, karında şişlik, beslenmede zorlanma gibi belirtiler veren hastalık nadiren bağırsakların delinmesi ile de sonuçlanabilir. 1500 gramın altındaki bebeklerdeki sıklığı %4- 20 arasında değişir. Bağırsak delinmesi, sıvı-elektrolit dengesizlikleri, bağırsak darlığı ve kısalığı v.b. ile izlenebilir. Cerrahi girişim gerekebilir. NEK sonrası yaşama oranı %70- 90’dır.

5. pnömoni ( zatüriye ):

Hastanede yatarken aldığı enfeksiyonlara bağlı, ventilatörde takip edilirken akciğerlerde biriken sekresyonlara bağlı veya bebeğin beslenme sürecinde mide içeriğinin akciğere kaçmasına bağlı gelişen tedavi edilebilir akciğer iltihaplanmasıdır.

6. Pnömotoraks (akciğerde yırtılma):

Akciğerde hava kaçağı olmasıdır. En sık erken doğuma bağlı olarak yapısal gelişimini tamamlayamamış olan akciğer sorunları nedeniyle suni solunum cihazında izlenen bebeklerde ve resüstasyon adı verilen bebeği hayata döndürme amacı ile yapılan girişimler esnasında gözüken durumdur.

7.Bronkopulmoner displazi (Prematürenin kronik akciğer hastalığı):

Düşük doğum ağırlıklı ve erken doğan bebeklerde görülür. Yapısal gelişimini tamamlayamamış olan akciğerin suni solunum cihazı ile tedavi uygulanmasına bağlı zedelenmesi, yetersiz fazla oksijeni bağlama kapasitesi, anne karnında suyun erken gelmesi gibi nedenlere bağlı olarak enfeksiyona maruz kalma gibi faktörler sonucunda gelişir. Gebelik haftası düştükçe risk artar. 28 günden daha uzun süre suni solunum cihazında kalma ile tanımlanır. İleride oksijen bağımlılığı, astıma benzer reaktif hava yolu hastalığı ya da egzersizde kısıtlanma gibi akciğer sorunları ve büyüme gelişme geriliği yaratabilir.

8. İşitme kaybı:

Tüm toplumda canlı doğanlarda doğuştan işitme kaybının sıklığı binde 1’dir. 1500 gramın altında doğan bebeklerde birçok hayatı tehdit eden sorunun aynı anda yaşanması ve bu sorunların tedavisinde kulağa zarar verebilecek olan antibiyotik ya da diğer ilaçların kullanımının gerekli olması nedeniyle bu bebeklerdeki işitme kaybının sıklığı %1,7- 3,8 arasında değişmektedir. Bu nedenle tüm bebeklerimize taburculuk sonrasında işitme taraması yapılmaktadır.

9. Hastane kaynaklı enfeksiyonlar:

Erken doğan bebeklerde hem savunma hücrelerinin hem de bu hücrelere yardımcı olan koordine savunma yanıtının iyi gelişmemiş olması bu bebeklerde enfeksiyon riskini arttırır. Ayrıca bu bebeklerin hayatta kalmasını sağlamak için yapılan suni solunum cihazına bağlama, beslenme için katater takılması gibi girişimler de enfeksiyon riskini arttırır. Kana mikrop karışması, menenjit, kemik iltihapları, ishal, zatüriye vb. gelişebilir. Kana mikrop karıştığında bebeği kaybetme riski etken mikroba göre %50’ye kadar çıkabilir.

10. Sarılık:

Zamanında doğan bebeklerin %60 erken doğan bebeklerin %80ninde rastlanan anne karnında fazla bulunan kan hücrelerinin miadının kısa olmasına bağlı hızlı yıkımı sonrası ortaya çıkan sarı renkli dokulara oturabilen bir pigment. Çok yüksek değerlere çıktığı zaman kan beyin bariyerini geçebilir ve beyin hasarına neden olur.

11. Patent duktus arteriozus açılması:

Normalde anne karnında damarda olan bir açıklık olup doğum sonrası kendiliğinden kapanan bir yapıdır. Erken doğan bebeklerde açık kalabilir ve sıvı yüklemesi olursa temiz kan ile kirli kanın karışmasına neden olabilir. Yapılan tetkiklerde açıklığı tespit edilir ise ilaç kullanmak gerekebilir. Bu ilaçlarında böbrek işlevini bozma, beyin kan akımında azalma, trombositlerde düşüklük, sindirim sistemine ve beyin içine kanama gibi yan etkileri vardır.

12. Anemi ( kansızlık ):

Erken doğan veya farklı bir sebepten dolayı yoğun bakımda yatan bebeklerde gerek kan hücrelerinin kısa zamanda yıkılması gerek tetkik amaçlı alınan kanlar ve araya giren enfeksiyonlar ve kullanılan ilaçlara bağlı kemik iliğinin baskılanması kansızlığa neden olur. Hızlı ve çok düşük kan değerlerinde kendi kan grubu ile uyumlu kan verilecektir. Tolere edebilir değerlere sahip ve bebeğin sağlık durumunda iyi yönde seyir var ise demir preparatları başlanacaktır.

 

tup_bebk

Bebeğin 4. Ayı

 

  • Bebeğimiz oldukça hareketli, aktif ve gaz sancıları geçtiği için oldukça neşelidir
  • Yanındakilere pozitif enerji kaynağıdır, yaşam sevinci verir
  • Oldukça fazla ilgi ve oyun ister
  • Ellerini kullanabilir
  • Eliyle uzanıp çevresindeki şeyleri alabilir
  • Elinde olan şeyi diğer eline geçiremez
  • Destekli olarak oturabilir
  • Yüzüstü yatırdığınızda karnından göğsünü yukarı kaldırır
  • Kendi etrafında dönebilir
  • Ellerine bakar
  • Ensesini kaşır veya saçlarını çeker
  • Her eline aldığını ağzına götürür ve kemirir
  • Damak kaşıntısı var ise damaklık ile rahatlatılabilir
  • Annesini tanır başkalarını yabancılamaz
  • Görme mesafesi hızla artar
  • Başını çevirerek hareketli cisimler takip eder
  • Sevincini  alkışlayarak gösterir
  • Heceleyerek sesler çıkarır
  • Yüzüne bakıp konuştuğunuzda dikkatlice sizi dinler
  • Gece uykusu uzar, gündüzleri birkaç kez kısa süreli uyur
  • Bebeğinizin kilo alımı yeterli ise sadece anne sütü ile takip edilir, kilo alımı azaldı ise

bu ayda  ek besinlere geçilir.

  • Ek besin olarak neler verileceği doktorunuz tarafından söylenir
  • Vitaminine devam edilir.
  • Bebeğinizi büyütmek sadece beslemekten ibaret değildir. Gelişimi bir çok yönden olup ( Zeka,

Motor, Duysal, Duygusal, Kognitif, Davranış, Kişilik ) her yönü ile gelişimine yardımcı

olmalıyız. Bebeğinizle mutlaka oyun oynayın, onun dilinden konuşun, başkaları ile ismini

söyleyerek tanıştırın, bir takım beceriler için ortam sağlayın ve cesaretlendirin, yaptığı şeyler

alkışlayarak ödüllendirin, zararsız oyuncak alın ve müzik dinletin.

 

DÖRDÜNCÜ AY KONTROLÜ

 

  • Boy, kilo, baş çevresi kontrolü
  • Gelişiminin değerlendirilmesi
  • Anne sütüne devam edilmesi
  • Kilo alma problemi var ise ek besinlere başlanması ve hazırlanışının gösterilmesi
  • D vitaminine devam edilmesi
  • DTP+IPV+HİB aşısı 2. dozunun PNOMOKOK 2. dozunun yapılması