18800

Yenidoğan Yoğunbakım Komplikasyonları

1. Prematüre retinopatisi ( görme problemi ):

Düşük doğum ağırlıklı ve erken doğan bebeklerde görülen gözün retina (ağ) tabakasının damarlarının kontrol dışı çoğalmasına bağlı oluşan, nedeni tam olarak bilinmeyen ve değişik derecelerde görme kaybına yol açabilecek bir hastalık. Gebelik yaşı ve doğum ağırlığı küçüldükçe ROP gelişme sıklığı artar (Araştırmalarda 28 haftadan erken doğan bebeklerin %83’ünde, 31 haftadan küçük olan bebeklerin %30’unda ROP saptanmıştır).  Yoğun oksijen tedavisi, karbondioksit fazlalığı, periventriküler-intraventriküler (beyin içi veya beyin çevresi) kanama, kan değişimi ve kan transfüzyonu, uzun süre damardan beslenme, uzun süre yardımcı solunum aletinde kalma, nekrotizan enterokolit ( bağırsaklarda dolaşım bozukluğuna bağlı iltahap), doğumdan önce annenin kullandığı ilaçlar, annede yüksek tansiyon ya da şeker hastalığı, gebeliğin son üç ayında kanama, hamilelikte çok sigara içme, ikiz-üçüz doğumlar ROP gelişim riskini artırırlar. Bu hastalık retina damarlarının çoğalmasına göre 1’den 5’e kadar beş evrede değerlendirilir. Şiddetli ROP geliştiğinde göz doktorları tarafından ilk tanıdan sonraki 72 saat içinde lazer tedavisi yapılmaktadır. Evre 1-3’deki bebeklerin çoğunda hastalık kendiliğinden gerileyebilir. Ancak gerileme gösteren ROP’lu hastaların %55’inde 6-10 yıl içinde göz sorunları gelişmektedir. En sık rastlanan problemler; görme keskinliğinde azalma, miyop, şaşılık ve göz içi tansiyonu (glokom)dur.

2. Periventriküler-intraventriküler kanama (beyin içi boşluklara veya boşlukların çevresindeki beyin dokusuna kanama):

Düşük doğum ağırlıklı ve erken doğan bebeklerde görülen, beyindeki kan damarlarının olgunlaşmaması ve kanamaya eğilimli olması nedeniyle izlenen bir sorundur. Yapılan müdaheleler, resüstasyon girişimi, suni solunum cihazı kullanımı, surfaktan kullanılması, gebelik yaşı ve düşük doğum ağırlığı  gelişme sıklığını artırır. (500- 1500 gram arasındaki bebeklerdeki sıklığı %15’dir). En riskli dönem hayatin ilk bir haftası, özellikle de ilk üç gündür. Bu durum gelişen bebeklerde kanamanın ağırlığına göre kafa içindeki sıvının dolaşımında bozulmaya bağlı baş çevresinde büyüme, bıngıldakta genişleme ve eğer beyin dokusu içine kanama olmuşsa, kanama olan bölgeye göre farklı bulgular veren zihinsel ya da hareketlerle ilgili sorunlar gelişebilir.

3. Periventriküler lökomalazi (beyin dokusu gelişim bozukluğu):

Erken gebelik haftasında doğan bebeklerde kan basıncını ve beyin kan dolaşımını düzenleyen mekanizmaların henüz tam gelişmemiş olması nedeniyle ortaya çıkar. 1500 gramın altında doğan bebeklerdeki sıklığı %4-15 arasında değişir. Tanı beyin manyetik rezonans görüntülemesi ile konur. Klinikte her iki bacakta spastik tarzda kas güçsüzlüğü izlenir.

4.Nekrotizan enterokolit ( bağırsaklarda hasar ):

Bağırsak duvarının gelişmesini tamamlayamamış olması ve bebeğin bağışıklık sitemindeki zayıflık nedeniyle düşük doğum ağırlıklı ve erken doğan bebeklerde görülür. Bazen bağırsak kanlanmasının anne karnında bozulması, kan değişimi yapılması, göbek kateteri kullanılması yoğun ağızdan veya mideye takılan borular aracılığı ile beslenme ya da bebekte yapısal kalp hastalıklarının olması sonucunda zamanında doğan bebeklerde de izlenebilir. Anne sütü ile beslenme NEK riskini azaltır. Dışkıda kan olması, karında şişlik, beslenmede zorlanma gibi belirtiler veren hastalık nadiren bağırsakların delinmesi ile de sonuçlanabilir. 1500 gramın altındaki bebeklerdeki sıklığı %4- 20 arasında değişir. Bağırsak delinmesi, sıvı-elektrolit dengesizlikleri, bağırsak darlığı ve kısalığı v.b. ile izlenebilir. Cerrahi girişim gerekebilir. NEK sonrası yaşama oranı %70- 90’dır.

5. pnömoni ( zatüriye ):

Hastanede yatarken aldığı enfeksiyonlara bağlı, ventilatörde takip edilirken akciğerlerde biriken sekresyonlara bağlı veya bebeğin beslenme sürecinde mide içeriğinin akciğere kaçmasına bağlı gelişen tedavi edilebilir akciğer iltihaplanmasıdır.

6. Pnömotoraks (akciğerde yırtılma):

Akciğerde hava kaçağı olmasıdır. En sık erken doğuma bağlı olarak yapısal gelişimini tamamlayamamış olan akciğer sorunları nedeniyle suni solunum cihazında izlenen bebeklerde ve resüstasyon adı verilen bebeği hayata döndürme amacı ile yapılan girişimler esnasında gözüken durumdur.

7.Bronkopulmoner displazi (Prematürenin kronik akciğer hastalığı):

Düşük doğum ağırlıklı ve erken doğan bebeklerde görülür. Yapısal gelişimini tamamlayamamış olan akciğerin suni solunum cihazı ile tedavi uygulanmasına bağlı zedelenmesi, yetersiz fazla oksijeni bağlama kapasitesi, anne karnında suyun erken gelmesi gibi nedenlere bağlı olarak enfeksiyona maruz kalma gibi faktörler sonucunda gelişir. Gebelik haftası düştükçe risk artar. 28 günden daha uzun süre suni solunum cihazında kalma ile tanımlanır. İleride oksijen bağımlılığı, astıma benzer reaktif hava yolu hastalığı ya da egzersizde kısıtlanma gibi akciğer sorunları ve büyüme gelişme geriliği yaratabilir.

8. İşitme kaybı:

Tüm toplumda canlı doğanlarda doğuştan işitme kaybının sıklığı binde 1’dir. 1500 gramın altında doğan bebeklerde birçok hayatı tehdit eden sorunun aynı anda yaşanması ve bu sorunların tedavisinde kulağa zarar verebilecek olan antibiyotik ya da diğer ilaçların kullanımının gerekli olması nedeniyle bu bebeklerdeki işitme kaybının sıklığı %1,7- 3,8 arasında değişmektedir. Bu nedenle tüm bebeklerimize taburculuk sonrasında işitme taraması yapılmaktadır.

9. Hastane kaynaklı enfeksiyonlar:

Erken doğan bebeklerde hem savunma hücrelerinin hem de bu hücrelere yardımcı olan koordine savunma yanıtının iyi gelişmemiş olması bu bebeklerde enfeksiyon riskini arttırır. Ayrıca bu bebeklerin hayatta kalmasını sağlamak için yapılan suni solunum cihazına bağlama, beslenme için katater takılması gibi girişimler de enfeksiyon riskini arttırır. Kana mikrop karışması, menenjit, kemik iltihapları, ishal, zatüriye vb. gelişebilir. Kana mikrop karıştığında bebeği kaybetme riski etken mikroba göre %50’ye kadar çıkabilir.

10. Sarılık:

Zamanında doğan bebeklerin %60 erken doğan bebeklerin %80ninde rastlanan anne karnında fazla bulunan kan hücrelerinin miadının kısa olmasına bağlı hızlı yıkımı sonrası ortaya çıkan sarı renkli dokulara oturabilen bir pigment. Çok yüksek değerlere çıktığı zaman kan beyin bariyerini geçebilir ve beyin hasarına neden olur.

11. Patent duktus arteriozus açılması:

Normalde anne karnında damarda olan bir açıklık olup doğum sonrası kendiliğinden kapanan bir yapıdır. Erken doğan bebeklerde açık kalabilir ve sıvı yüklemesi olursa temiz kan ile kirli kanın karışmasına neden olabilir. Yapılan tetkiklerde açıklığı tespit edilir ise ilaç kullanmak gerekebilir. Bu ilaçlarında böbrek işlevini bozma, beyin kan akımında azalma, trombositlerde düşüklük, sindirim sistemine ve beyin içine kanama gibi yan etkileri vardır.

12. Anemi ( kansızlık ):

Erken doğan veya farklı bir sebepten dolayı yoğun bakımda yatan bebeklerde gerek kan hücrelerinin kısa zamanda yıkılması gerek tetkik amaçlı alınan kanlar ve araya giren enfeksiyonlar ve kullanılan ilaçlara bağlı kemik iliğinin baskılanması kansızlığa neden olur. Hızlı ve çok düşük kan değerlerinde kendi kan grubu ile uyumlu kan verilecektir. Tolere edebilir değerlere sahip ve bebeğin sağlık durumunda iyi yönde seyir var ise demir preparatları başlanacaktır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>